Atatürk Londra'da baştan yaratıldı
 
Madame Tussauds Mumyalar Müzesi'ndeki eleştirilen Atatürk heykeli, bugün İngiliz heykeltıraş Steve Swales'in yaptığı yeni heykelle değiştiriliyor.
 
Bir yıl önce bu zamanlar büromuza bir İngiliz heykeltıraş geldi.
Yaptığımız Atatürk belgeselleri ile arşivimizdeki Atatürk görüntülerini izlemek istiyordu.
Çok önemli bir proje üzerinde çalışıyordu:
Londra'daki ünlü Madame Tussauds Mumyalar Müzesi'ndeki Atatürk heykelini yeniden yapacaktı.
Müzedeki balmumu heykel yıllardır Atatürk'e benzemediği gerekçesiyle eleştiriliyordu.
Türk hükümeti defalarca heykeli değiştirtmek için girişimler yapmış ancak müze yönetimi kabul etmemişti.
Bunun üzerine devreye Koç Topluluğu girdi. Müze yönetimiyle görüştü ve heykeli yenilemeye ikna etti.
Proje henüz bir sırdı.
Heykeltıraş Steve Swales, büroda belgesellerimizi ve Atatürk görüntülerini izledi. Fotoğrafları inceledi, çok etkilendiğini söyledi.
Anıtkabir'e de gitmiş ve Türkler için Atatürk'ün ne anlam taşıdığını orada daha derinden hissetmişti.
Asıl önemlisi Anıtkabir yetkilileri, İngiliz sanatçıya çok özel bir arşivin kapısını açmışlardı.
Açılan arşivde Atatürk'ün ölümünden hemen sonra Hıfzıssıhha Müdürü Dr. Nuri Hakkı Aktansel tarafından alınan yüz ve el maskı vardı. Bu mask, -uzun hastalık yıllarında yorgun düşmüş çehresinden alınmış olsa da- onun yüzünün bire bir ölçüsünü ortaya koyuyordu.

Ve heykel dikiliyor
20 senedir müzede heykeltıraşlık yapan Swales Londra'ya dönüp işe koyuldu.
Biz de çalışmasını uzaktan izlemeyi sürdürdük.
Çalışmalar süresince, kendisi de bir heykeltıraş olan Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen, Londra'da Swales'e danışmanlık yaptı.
Model oluştuktan sonra yüzün kalıbı plastikle sıvandı. Ortaya çıkan kafaya tek tek saç ekildi. Önce saçlar, sonra yüz boyandı. Yağlıboya ile makyaj yapıldı. Kafayla birleştirilen vücuda Türkiye'den gönderilen kıyafet giydirildi.
Nihayet Atatürk'ün bire bir ölçülerinde gerçekten göz alıcı bir mumya heykele ulaşıldı.
İşte o heykel, bugün Londra'da bir törenle açılıyor.
 


ATA'DAN İKİ HEYKEL ÖYKÜSÜ
Atatürk heykelini görünce hiddetlendi:
'Yaptığın gibi yık bunu'
Doğrusunu söylemek gerekirse Atatürk için en çok yaptığımız işlerin başında geliyor, "heykelini dikmek"...
Üstelik bu, daha o hayattayken başlamış bir eğilim...
Hatta Reşit Galip Bey'in Maarif Vekilliği döneminde Gazi'nin, çoğu yabancıların elinden çıkmış kötü heykellerinin yerine güzel bir heykelinin yapılması için yarışma düzenlendiği biliniyor. Ancak yarışmaya gelen 20 kadar heykel de o kadar kötüydü ki, Paris'te Rodin'in gece atölyelerine katılmış olan Münir Hayri Bey, "Ben bile bunlardan iyisini yaparım" deyince ihaleyi kucağında bulmuştu.
Ertesi gün sipariş üzerine gelen tüm heykeller Köşk'te Atatürk'e gösterildi. Atatürk, Münir Hayri'ninkini beğendi. Bu arada kendi eserine pek güvenen bir genç, "Ama o heykel değil Paşam" diye itiraz edince Atatürk, gence aynen şöyle dedi: "Belki sizin yaptıklarınız heykel, ama ben değilim. Ben buyum."

'Lenin'e benziyor'
Söz heykelden ve Münir Hayri'den açılmışken yazıyı ilginç bir öyküyle kapatalım:
Münir Hayri, Moskova'dan yeni dönmüştü. Ankara'da düzenlenen küçük sanatlar sergisi için ondan yine bir heykel istediler.
Münir Hayri, belki Moskova'da gördüğü heykellerin ilhamıyla bu kez büyük ve hareketli bir Atatürk yaptı. Tabii ihbarcılar hemen, "Bu heykel Lenin'e benziyor" dedikodusuna başladı. Serginin açıldığı gün Atatürk içeri girer girmez, "Nerede o heykel?" diye sordu. Heykeli görünce de hiddetle, "Kim yaptı bunu?" diye sordu.
Münir Hayri, "Ben efendim" diye boyun büktü.
Çıkıştı Atatürk: "Yaptığın gibi yık bunu!" diye emredip çıktı.

Heykel sürgünü
Münir Hayri heykelden önce yıkılmıştı. Ertesi gün CHP içinde kurduğu Sanat Propaganda Servisi'nin lağvedildiğini öğrendi. Maarif'teki görevine de son verilmiş, Gaziantep Lisesi Fransızca öğretmenliğine tayin edilmişti. Gitmedi. Eve kapandı. 2 ay insan içine çıkmadı. Sonra bir gün telefonu çaldı. Çankaya'ya sofraya çağrılıyordu. Salona ürkerek girdi. Tam Atatürk'ün karşısındaki "sorgu koltuğu"na buyur edildi. Oturduğu yerde endişeyle terlerken Atatürk laf attı:
"- Beyefendi, zatı âlinizi bir müddetten beri kaybettik, neredeydiniz?"
"- Ankara'daydım efendim."
"- Malum, ondan evvel neredeydiniz?"
"- Rusya'daydım."
"- Oralarda neler gördünüz?"
"- Tiyatrolar... sinemalar... müzeler... heykeller..."
"- Çok âlâ! Ne heykelleri gördünüz?"
Münir Hayri, lafın geleceği yeri anlamıştı. Direnmedi:
"- Lenin'in de heykelleri vardı" dedi.
Atatürk'ün gözleri parladı:
"- Bu heykeller ne vaziyetteydiler. Lütfen şu iskemleye çıkıp o vaziyetleri alın. Görmüş gibi olalım" dedi.
Münir Hayri o noktada isyan etti. Ayağa kalktı ve "Paşam" dedi:
"Heykel bir insanı methetmek için yapılır, ama herkes sizi anladığı kadar methedebilir. Kimi dehanızı, kimi kravatınızı, kimi de kunduralarınızı metheder. Ben sizi ifade etmeye çalışırken bir hatam olduysa bunu suiniyetime değil, eşekliğime veriniz".
"İki kişi eşek değilse..."
Bu konuşma üzerine Atatürk elini masaya vurdu:
"İşte bunu kabul edemem" diye bağırdı: "Bu sofrada iki kişi eşek değilse, biri sensin, biri de benim."
Sofrada Münir Hayri'yi gammazlayanların başı öne düştü. Sofra dağılırken Atatürk yanındakilere, "Hani Yalova'da bir heykelimi yaptırmak istiyordunuz ya, en iyisini Münir Hayri yapar, ona ısmarlayınız" dedi. Sonra da olacakları haber verircesine ekledi:
"Acele ediniz, yarından sonra işi yine pek çoğalır."
O kabartma, halen Yalova Termal Oteli'nin salonunda durmaktadır.
Heykele başlamadan önce İngiliz heykeltıraşa bu öyküleri anlatsa mıydık acaba?


2006-01-04 10:36:47
2005-11-10
Hercai Leyleğin Sırtında
Yılbaşı âdetinin kökenleri
Kim bu Eli Cohen?
Mamak'a ilkbahar geldi
Gözleriyle düşünenler
Oyuncak
Gençlerin çığlığı
"İnsan hakları sicilini düzelt de gel!"
Donakalmak
Fedai
Atalarımız ne yapmıştı ki?
Kuyruklu bir yalan: "Uğur'lar ölmez!"
Gülün adı: Değişim
Ermeni sorununda önemli gelişmeler
İstanbullu Ankara'ya gelince...
Yaşasın şanlı siesta direnişimiz!
Mahremiyet hakkı
Bir mektup kime aittir?
Bir hayalin peşinde...
Bir insan hikâyesi
Sam Amca'nın imaj çalışması
Bir öneri: Beyin göçünü tersine çevirmenin zamanı geldi
Yalnızlar için...
Düş görmeye gitmek...
ABD, Erdoğan'ı gözden çıkardı mı?
Mona Lisa'nın türbanı
1 Mart'ın yıldönümünde...
Siyasetin yeni koalisyonları
Köle
Rakı öldürür mü?
Neden kadın şair yok?
Ortaya karışık
12 Mart ve tepkiler
Hitler'i okudunuz mu?
Zamanda tekne yolculuğu
Persona non grata
Genç bir kadın
Hollywood Avrupa'da yenildi
"Sen dövemezsin, ben döverim"
Hayatın çırakları
Nisan kaygısı
Konur Sokak
Geziye protesto
28 Şubat ülkesi!
Bir başbakan portresi
Patron'un Çin seddi
Yeni dünya arayışı
Güneşin battığı yerde
Basın adına utanç verici sahneler
Sinemanın onuru
Canavarın dönüşü
Sessiz veda
Sil?
Öcalan mahkemede ne diyecek?
Esen kal!
"Son tabu" da yıkılırken...
Türkiye'nin önerisine Ermeni tarihçiler ne diyor?
Anadolu'da bir mucize
Başkan bu yıl evlenebilecek mi?
Acıyı üleşmek
Siyaset tarihe yenildi
Bir Başbakan'ın haletiruhiyesi
'Türkeş dizisini okudum'
Provokatörün dönüşü
Heykelden tahrik olmak
Bırakın uyusun!
Arafta bir kent
Güle naz
Hüsnü Mahalli neden kovuldu?
Tarih yeniden yargılansaydı
Pornografik bir pembe dizi
'Kalan'ın krallığı
Bir Bandırma yolcusu
TÜBİTAK'a nazar değdi
Lunapark aynası
Reddi miras
Hemoroit ve hançer
Türkiye nereye?
Şatolar ve arka bahçeleri
AB, gençliği kaybetti
Bir dönüm noktası
Berivan
Hayvan!
Anneanne, babaanne ve ayrımcılık üzerine
TÜBİTAK'ta bir gün
Türkiye, sanat olimpiyatlarında...
Dünya sanatı neyle meşgul?
İsveç'le ortak anılar
Fotoğraf
Ebeveynler için ÖSS
Manga geliyor!
Reklam artık sutyenin içinde
Deniz manzaralı darbuka talimi
Göbek havası ve reklam dünyası
U-2, Pink Floyd, Project
İki şeytanın kıskacında...
Madımak müzesi
Marka tasarımcısı olarak Atatürk
Bir buluşma öyküsü...
Edgware Road
Can pazarında kuyruğa girmek
İki katil ve bir sinema salonu
Zenginin malı, züğürdün canı...
Köçek ile Garip
Mahir Çayan Reina'da
Kaç ölü lâzım?
Lozan kriterleri
Sopa hep başımızda
Asıl müzakere 'içeride' olacak
AB-Türkiye: Bu nefretten aşk doğar mı?
Terörü yansıtmamak çözüm mü?
'İrlanda gibi' mi?
Çıkmaz sokak
İyiyiz iyi!
Hilton'un sırrı
Acul ile aheste
İki heves, bir kalas
Hafıza
Yine o eski günlerde...
Yağmurdan önce
Taşra diken üstünde...
Bay Provokatör
Tatil dönüşü
Ses
Tan baskını
Çaresizliğin kamçısı
Aliye memur olursa?
Derbi tribününden!
Atları da vururlar!
Aynı kafa
Commer'in eyleminden sonra ODTÜ'deki en büyük kalabalık!
İnönü'ye bir kez daha şapka çıkardık
AB yolunda Kaos
Biz, siz, onlar...
Melike'yi de sindirememişlerdi
'Ey bağışlaması bol Rabbim: AB'yi, Kurtlar Vadisi'ni, İngiltere güzellik kraliçesini koru...'
Avrupa da öğrenmeli!
Mahremiyet hakkı
Bürokrat
Ayrılık da sevdaya dahil
Irak'ta karar günü
Seks serbest sevda yasak!
Solda panik atak
Bu horonu bana lütfeder misiniz?
Van'da 100 yıllık kavga
Merhaba... Ben Çelik... Tarumar Çelik...
Erbakan'ın laik kararı
Devletin "Tehdit Top-10"u
'Beni mahkûm edenlerden temizim'
Susturun şu kadını!
Cinsiyet değil, medeniyet kavgası
Oğlumun 2055 bayram günlüğü...
Babalar oğulları gömdükçe...
Seksist fotoğraflar
Görünmez duvarlar Paris-Frankfurt
Atatürk Londra'da baştan yaratıldı
'Ora' artık 'bura'dır
Mahur
Türkler kindar mıdır?
Entel yorum
Siyasetten sonra hayat var mı?
Asker de ulemaya sormuştu
Acımak
Ulemaya Özgüneş danıştı. Hataydı.
Harry Potter'ın düşündürdükleri
Pazartesi hastalığı
İşte 12 Eylül'ün ulema belgesi
Fikri iktidarda, kendi yargıda
Deniz'e ağıt
Tan baskınının 60. yıldönümü
Avrupa nereye?
Avrupa'da bir Türk şövalyesi
Rektörün tutukluluğu Avrupa hukukuna ters
Eski bir film izler gibi...
Apo yeniden yargılanacak mı?
AKP'nin sonbaharı
'Bu meseleyi halledemez miyiz?'
Altın çağın peşinde...
Konuşan kıyafetler
İran, Türkiye olur mu?
Menemen'in son tanıkları
"'70 bin Arap geliyor' dediler. Korktuk. Alkışladık"
Kevsercik
Ortak paydalara ihtiyacımız var
Ya onlar bize uyarsa, biz onlara uyacağımıza...
Seviye testi


%23Did=2477 | 2477