Şöyle bir sahne canlandırın gözünüzde: Seçime 10 gün kala Deniz Baykal, CHP'nin Ankara belediye başkan adayı Yılmaz Ateş'i çağırıyor: "Yapılan yoklamalar, rakibimizin şansının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ankaralı bastırıyor. Biz çekiliyoruz. Seçmenimize Karayalçın'a oy vermelerini söyleyeceğim" diyor. Veya Karayalçın geride kalacağını görüyor, Ateş lehine yarıştan çekiliyor. "CHP'li sol ittifak", başkenti Melih Gökçek'in elinden alıyor. Ve bu jest, yepyeni bir güç birliğinin harcı oluyor. Hayal mi? Şimdilik öyle... Ama gerçeğe çevirmek biraz da bizim elimizde...
* * *
İnsan, yolu üzerindeki bir çukura düşerse bunun adı "ihmal"dir. Ama ertesi gün aynı çukura yeniden düşerse buna "aptallık" denir. Peki "aslan sosyal demokratlar"ın iki kez düştükleri çukura, üçüncü kez kararlı adımlarla yürümelerine ne ad vereceğiz? Şimdi lütfen rakamları dikkatli okuyun: 1994 seçimleri... CHP Ali Dinçer'i, SHP Korel Göymen'i aday gösterdi. İki aday toplam yüzde 26.9 oy aldılar. Yüzde 27.3 oy alan Melih Gökçek, 6 bin oy farkla aradan sıyrıldı. 1999 seçimleri... CHP'nin adayı Karayalçın, DSP'ninki Doğan Taşdelen... İki sol adayın aldığı toplam oy yüzde 42.5... Ama oylar bölündüğü için yüzde 33 oy alan Melih Gökçek kazanıyor. 2004 seçimleri... Sol ittifak Karayalçın'ı, CHP Yılmaz Ateş'i aday gösterdi. Gökçek ellerini ovuşturuyor. Yılmaz Ateş'i çeyrek asırdır tanırım, yıllarca birlikte çalıştık. Gördüğüm en dürüst insanlardan biridir. Murat Karayalçın ise Ankara'yı en iyi bilen, Ankara'nın en iyi bildiği siyasetçi... CHP'nin de, SHP'nin de onları desteklemek için pek çok inandırıcı gerekçesi olabilir. Ama kimse kusura bakmasın, o gerekçeler bugünkü siyasi tabloda geçerli değil.
* * *
Ankaralı, bu arsız inatlaşma yüzünden şehirlerinin göz göre göre harcanmasından ötürü isyan noktasında... Seçimin ertesi günü olacakları herkes ezbere biliyor: "O çekilseydi"ler, "Birleşseydik kaç oy alırdık" hesapları, "nerede hata yaptık" özeleştirileri, nafile kurultaylar... Artık bunlara karnımız tok. Bir kez daha aynı filmi seyredemeyiz. Siyasetin aklı bu kadarmış. Şimdi bir ortak akla ihtiyacımız var. Karayalçın'ın Ateş'ten, Ateş'in Karayalçın'dan çalacağı her oy, Gökçek'in hanesine yazılacak. Partiler, liderler, adaylar bunu görmüyorsa, biz göstermeli, onlar gereğini yapamıyorsa, biz yaptırmalıyız. Bir ittifak için önümüzde 33 gün var. Bu 33 gün içinde Ankaralı, siyasete ağırlığını koymalıdır. Acilen sivil inisiyatif geliştirilmeli, şehrin ileri gelenleri, kent meclisleri, sivil toplum örgütleri, internet siteleri, Ankara gazeteleri seferber olmalı, adaylar "huzura" çağırılıp sorgulanmalı, gerekirse Karayalçın'la Ateş arasında bir ön seçim yapılmalı ve ne pahasına olursa olsun sosyal demokratların aday sayısı 1'e indirilmelidir. Böylece Ankara, 1920'lerde yaptığına benzer bir direnişi yeniden örgütlemeli ve Türkiye'ye güç birliğinin yeni bir örneğini vermelidir. Zaman, ciddi bir iş olan siyaseti, siyasetçinin elinden alma zamanıdır. Haydi Ankara; bu kez düşme çukura!
|
 |
|
|
|
 |
|