3 kadın
3 suç, 3 suçlu...
12 Eylül'de Albay geldi İETT'den ayrıldım
40 yaş erkeği
44 yıl önce, sabah 4'te, Köşk'te...
657'ye tabi horoz
AB'ye Türklerle birlikte gireceğiz
Açık deniz
Ağa memnun mu?
Ah Firdevs bir bilsen!..
Aileyi koruyacaksak boşanmak da yasaklansın
Alımlı bir ebemkuşağı
Amerika'ya demokrasi gelir mi?
Ankara'da final maçı
Ankaralılar işbaşına!
Aralık
Aşkın Değişim Yılları
Aşkını ağaca kazıdı
Ata'nın resmiyle öldü
Atatürk'ün sansürlenen demeci
Avrupa için bir dönüm noktası
Avrupa'da diken üstünde
Avrupa'yı zinaya satmak
Babalar ve oğullar
Bayhan, Erdoğan ve hayatın dayatması
Baron'un kızı... Bodrum'un badanası... Bülbülün çilesi...
Bayram şairleri
Benim kadar hüzünlü...
Benim oyum
Bir Cumhuriyet tanığı öldü
Bir garip oyun
Bir hafta izin
Bir hayat kime aittir?
Bir istihbaratçının en zor gecesi
Bir kuşağın güncesi
Bir özür borcu
Bir şairin gayri resmi tarihi
Bir şehir uyanıyor!
Bizde ne zaman?
Bu cezaya isyan ediyorum!
Şam tamam, sıra Tahran'da...
Bugün görücüye çıkıyoruz
Canavar?..
Cep telefonu ilişkileri sarsıyor
Chirac'ın önüne konan not
CHP adayı resmi 'Vali Bey' diyorlar
Çakıcı ve Öcalan ne okuyor?
Çanta
Çetin Altan
Çıpa mı, sıpa mı?
Deliler evi
Deniz'lerin idamına oy verenler
Denize ters giden parti...
Denktaş'ın göremediği...
Derelere özgürlük!
"Dev adam"ın evinde...
Dönüyorlar
Duvara karşı
Duvarı geri verin!
Duygu'sal bir yazı
Dünya ile bütünleşmek istiyoruz
Edelman demokrasisi
Ecevit'in vasiyeti
Elem! Büyük mürebbiyem
Eski dostlar karşı karşıya
Eşcinseller "dolaptan çıkıyor"
Eşinin işini iş edinen eşler
Eyvan
Fanatizmin sonu
Fazilet
Fazla fişiniz var mı?
Felluce'den haber var
Felluce'yim ben!
Fransız Süiti
Gaipten bir ses
Gelecek film: Kovboy Bush - Bin Ladin'e karşı
Gelin nazı bıktırdı
Gemi yola çıktı artık...
Gençler mi evleniyor, ebeveynler mi?
Gerçek duvarı çocuklar yıktı!
Go home Yankee!
Güneydoğu'ya dikkat!
Haluk Kırcı nasıl kurtuldu?
Hayallerine kavuştular
"Hayır" diyebilen çocuklar
Hayır!
Hız ve haz
Homofobi
İçimizdeki karanlık oda
İki annenin ardından...
İlk göz ağrımız
İki yanlış bir doğruyu götürür
Irak'a şeriat yasaları
Irkçı aileyle 5 'eziyet' günü
Istırap veren karikatür
İskeçe dersleri
İşgal, "insani bir amaç" mıdır?
Kadınsız bir dünya mı? Allah vermesin!
Kar, manşet olmak için nereye yağmalı?
Kara adamım... Yakışıklım!..
Kara civciv
'Karadut' gerçeği
Kargı öldürmez, sevgi öldürür
Karım ve sevgililerim
Katil kim?
Kıbrıs duvarını nasıl deldim?
Kızlar, jantlar, adaylar...
Kolej... Piknik... Papazın Bağı...
Kocatepe'deki asıl facia
Kurban
Korkunun hükmettiği seçim
Kurt ile kuzu
Kuşku
"Maymun Davası" Altemur Kılıç'ı işinden etti
Mazinin dönüşü
Meclis deposunda 'sakıncalı bir tablo'
Medya maymunu olmayın!
Mehteran yürüyüşte
Merhaba Avrupa! Biz geldik!..
Meslekte çeyrek asır
Milliyetçiliğin sonbaharı
Mona Lisa
'Moye sırtze'
Mum
Mutsuz üvey evlat: Aydın
Nakşi müritlerin marka tutkusu
Muvazaa geliyor!
Nâzım, Tarkan ve Türksever Rus kızları
Nereden Sevdim O Zalim Kadını...
Okay... okay!..
Osman Öcalan'ın aşkı
Oto-sansür
Öcalan, Öcalan'a karşı
Ölmeyeceksin!
Ömer İnönü ve bir cinayet hikâyesi
Peki Bandırma'nın öbür yolcularına ne oldu?
Popüler Kültür'e veda
Pop star kuyruğu
Reçel Yapamayan İslamcı Kadınlar
Ruh kanseri
Sarı Saçlı Pehlivan
Sarıkamış: Yeni bir dönüm noktası
Savaş baltaları ve barış çubukları
'Savaş' çıkıyordu!
Savaşta bayram
Seçmenin dilinde: 'Küstüm... küstüm!'
Semra'nım Avrupa'ya karşı
Sevgili Allah!
Sır ve foya
Son kahramanı da uğurlarken...
Son konser
Son savaş başladı
Söz 'kız tarafında'
Star ile efsane
Star operasyonu
Su, çatlağını buldu
Süpermen ve mafya
Şarkılarda yaşayan kırık bir aşk hikâyesi
Şero ile Garo
Tahsilli magandalar
Taksim trafiğe kapatılmalı
Tam 9 ay 10 gün var
Tanıdık bir çiftin anatomisi
Tarihi bir gün
Tarihi yağmalamak
Televizyon körlüğü
Tokat
Türküler sınır tanımaz!
Uçuk mu dediniz?
Unutmak
Unutulmuş bir kadın
Üniversite Laila'da
Üniversiteyi yeterince dövmedik mi?
Vatanınızı mı seversiniz, karınızı mı?
Vazgeçebilmek...
Ve gladyatörler arenada...
Ya öbür sırlar?
Yalnızlar kulübü
Yeni İstanbul efendisi lazım
Yeraltı suları
Yeşil imzalı kartvizit
Yorgun âşığın izdivacı
Sol, Deniz’e döküldü
Kadirizm bitti mi?
100 milyona Mona Lisa!
Ve dağlar dile geldi
Rock’tan...Hakk’a...
Yusuf “İslam” reformu
İşteee Popera!
Yurdum insanı
Sahibinden satılık şarkılar
TBMM Laci'liler Beyliği
'Derin Türkiye'nin lideri
Folklorun dönüşü
Arka yataklarda neler oluyor?
Çağımızın ırkçılığı: Şişmanlık düşmanlığı
Güneş ülkesi
Evlilik bitiyor mu?
Bela Bartok'tan Kazancı Bedih'e...
Fasılasız bir bayram olsa hayat
Süha Arın'ın ardından
Star'da çömlekçilik belgeseli
En-telseksüel
Kolektif onur
Hiç bir seleye oturup meçhule gittiniz mi?
Nazım'ın nikah şahidi öldü
Cep telefonumu kapatıyorum
Körler çarşısında-2
Azap toplumu
Küçük kadınlar
TRT'nin 40'ı çıktı
Arkandan ağlar
Keşke
Piknik ve kimlik
İki dargın
Katilim... Kardeşim...
Bir meczup: George Bush
Yaralı bir yürek
Cennet internet mi?
 
     
 
 
   
  Ankaralılar işbaşına!      
 

Şöyle bir sahne canlandırın gözünüzde: Seçime 10 gün kala Deniz Baykal, CHP'nin Ankara belediye başkan adayı Yılmaz Ateş'i çağırıyor:
"Yapılan yoklamalar, rakibimizin şansının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ankaralı bastırıyor. Biz çekiliyoruz. Seçmenimize Karayalçın'a oy vermelerini söyleyeceğim" diyor.
Veya Karayalçın geride kalacağını görüyor, Ateş lehine yarıştan çekiliyor.
"CHP'li sol ittifak", başkenti Melih Gökçek'in elinden alıyor.
Ve bu jest, yepyeni bir güç birliğinin harcı oluyor.
Hayal mi?
Şimdilik öyle...
Ama gerçeğe çevirmek biraz da bizim elimizde...
   

*  *  *


İnsan, yolu üzerindeki bir çukura düşerse bunun adı "ihmal"dir.
Ama ertesi gün aynı çukura yeniden düşerse buna "aptallık" denir.
Peki "aslan sosyal demokratlar"ın iki kez düştükleri çukura, üçüncü kez kararlı adımlarla yürümelerine ne ad vereceğiz?
Şimdi lütfen rakamları dikkatli okuyun:
1994 seçimleri... CHP Ali Dinçer'i, SHP Korel Göymen'i aday gösterdi. İki aday toplam yüzde 26.9 oy aldılar. Yüzde 27.3 oy alan Melih Gökçek, 6 bin oy farkla aradan sıyrıldı.
1999 seçimleri... CHP'nin adayı Karayalçın, DSP'ninki Doğan Taşdelen... İki sol adayın aldığı toplam oy yüzde 42.5... Ama oylar bölündüğü için yüzde 33 oy alan Melih Gökçek kazanıyor.
2004 seçimleri... Sol ittifak Karayalçın'ı, CHP Yılmaz Ateş'i aday gösterdi. Gökçek ellerini ovuşturuyor.
Yılmaz Ateş'i çeyrek asırdır tanırım, yıllarca birlikte çalıştık. Gördüğüm en dürüst insanlardan biridir.
Murat Karayalçın ise Ankara'yı en iyi bilen, Ankara'nın en iyi bildiği siyasetçi...
CHP'nin de, SHP'nin de onları desteklemek için pek çok inandırıcı gerekçesi olabilir. Ama kimse kusura bakmasın, o gerekçeler bugünkü siyasi tabloda geçerli değil.
   

*  *  *

 

Ankaralı, bu arsız inatlaşma yüzünden şehirlerinin göz göre göre harcanmasından ötürü isyan noktasında...
Seçimin ertesi günü olacakları herkes ezbere biliyor:
"O çekilseydi"ler, "Birleşseydik kaç oy alırdık" hesapları, "nerede hata yaptık" özeleştirileri, nafile kurultaylar...
Artık bunlara karnımız tok.
Bir kez daha aynı filmi seyredemeyiz.
Siyasetin aklı bu kadarmış.
Şimdi bir ortak akla ihtiyacımız var.
Karayalçın'ın Ateş'ten, Ateş'in Karayalçın'dan çalacağı her oy, Gökçek'in hanesine yazılacak.
Partiler, liderler, adaylar bunu görmüyorsa, biz göstermeli, onlar gereğini yapamıyorsa, biz yaptırmalıyız.
Bir ittifak için önümüzde 33 gün var.
Bu 33 gün içinde Ankaralı, siyasete ağırlığını koymalıdır.
Acilen sivil inisiyatif geliştirilmeli, şehrin ileri gelenleri, kent meclisleri, sivil toplum örgütleri, internet siteleri, Ankara gazeteleri seferber olmalı, adaylar "huzura" çağırılıp sorgulanmalı, gerekirse Karayalçın'la Ateş arasında bir ön seçim yapılmalı ve ne pahasına olursa olsun sosyal demokratların aday sayısı 1'e indirilmelidir.
Böylece Ankara, 1920'lerde yaptığına benzer bir direnişi yeniden örgütlemeli ve Türkiye'ye güç birliğinin yeni bir örneğini vermelidir.
Zaman, ciddi bir iş olan siyaseti, siyasetçinin elinden alma zamanıdır.
Haydi Ankara; bu kez düşme çukura!



 
  Gör. Say. : 1736 | Yayın Tarihi : 24.02.2004  
  | Son Güncelleme : 09.09.2010 - 11:00:49 | Şu an 67 kişi ile birliktesiniz | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları | webmaster |