Zeki Bar, başkentin en gözde eğlence mekanıdır. Tiyatro oyuncusu Zafer Ergin'in kızları Emel ve Aylin geçenlerde Zeki'de doyasıya eğlendikten sonra sabaha karşı arabalarına atlayıp eve doğru yola çıkmışlar. Tahran Caddesi'nden inerken trafik çevirmiş. Direksiyondaki Aylin'in alkollü olduğu anlaşılmış. Aylin yalvarıp yakarmış, ama nafile; ehliyet gitti gidiyor. Bunun üzerine yanında oturan Emel girmiş devreye... Arabadan inip polisin yanına gitmiş: "- Ben Zafer Ergin'in kızıyım" demiş. "- O da kim?" diye cevap vermiş polis... Bunun üzerine "daha anlaşılır" bir tarif vermiş Emel: "- Hani Kurtlar Vadisi'nde Baron var ya... o!.." "- Yaaa..." deyip amirinin yanına doğru seğirtmiş polis. Kızlar merakla beklerken, amirine şöyle demiş: "Amirim! Hanımefendi Baron'un kızıymış. Biliyorsunuz Çakır'ın öldürülmesinde Baron'un büyük desteği oldu. Bence arabayı bağlayalım." Kızlar attıkları kartın ters teptiğini fark edince arabayı kaptırmaktansa ehliyeti vermeye razı olmuşlar. Polis, Çakır'ın intikamını böyle almış.
* * *
Vatan'ın "Ankara keçisi" Deniz Güçer'den öğrendiğim bu öyküden sonra "Yurdum insanından manzaralar"a, sevgili hocam Baskın Oran'ın köşesinden bir telefon hikayesiyle devam ediyoruz: Baskın Hoca, Feyhan Görgün'le evlendiğinden beri "Bodrum'un eniştesi" oldu ya... ikili, Bodrum'un halk adamı "Dalavera Memet"in ağzından bir Bodrum tarihi yazdı. ("Dalavera Memet'in Bodrum Tarihi", İletişim, 2004). Eşsiz bir sözlü tarih çalışması olan kitap, Bodrum'un Kent TV'sinde tartışılırken Baskın Hoca, 1970 öncesi Bodrum'da kalsiyum eksiği olan çocukların süt içemediği için duvardan kireç yaladığını söylemiş. Vay sen misin bunu diyen!.. Bodrumlu telefona sarılıp başlamış giydirmeye: "Ayıp ayıp, biz ne zaman badana yedik?.." "Badana değil hanımefendi, kireç..." Hemen ikinci telefon: "Bodrum halkı badana yemedi. Biz hiç aç kalmadık." "Peki 'Bodrum Bodrum / iki dükkan bi furun / peynir ekmek yiye yiye / ne ağız kaldı ne burun' sözünü de ben mi icat ettim?" "Sözünüzü geri alın. Hastalıktır badana yemek." Az sonra eşi Feyhan bağlanıyor telefonla: "Bodrumlu çocukların kabaran kireçleri koparıp cips gibi yediklerini Baskın'a ben anlattım" diyor. Ertesi sabah eve telefon: "Baskın Bey, sözünü geri al. 'Bodrumlu aç değildi. Badana yemezdi' de..." Anlam veremedikleri tepki büyüdükçe büyüyor. Birkaç gün sonra bir yakınları "Ben anladım" deyip, argo sözlüğüne bakmalarını söylüyor. Bakıyorlar: "Badana yemek: Erkeğin, organını sokmadan sürtüşme yoluyla sevişmesi..."
* * *
"Yurdum insanından manzaralar"ı bir Anadolu Ajansı haberiyle noktalıyoruz: İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Kural, Guiness Rekorlar Kitabına girmek isteyen Türk adaylardan örnekler veriyor. Hani "Çile bülbülüm... Allah! Çile... bülbülüm çile..." diye süren şarkı vardır ya... Bir meraklı bunun "Çileeeeeee...." diye uzayıp giden bölümünü nefes almadan tam 20 saniye okuyabildiğini söylemiş ve sormuş: "Kitaba girebilir miyim?" Anlayacağınız, "dünyanın en çok çile çeken halkı" olarak giriyoruz rekorlar kitabına...
|