Alevilerle sohbet
Evet Kenan Doğulu, biz eski kafalıyız biraz!
Kenan Doğulu'dan mesaj var
İsmet Paşa, oğlunun öğretmenini neden haşladı?
Ankara'ya opera yerine Selçuklu Parkı
Bir halkla ilişkiler dehası
Arife
Ağar'ın çıkışı
'Özel Harp'çinin tırmanış öyküsü
Aşk ve Gurur
Olay karikatürleri gördüm
TRT kışkırttı mı?
Üniversite Anadolu'yu değiştiriyor
TRT, 'Süper Star' ve Papaz Santoro
Kontrgerilla kontratakta...
Benim yaşlarım
Yıldız ve Samanyolu
Manken olsun da çamurdan olsun
Kuş gribini araştıran enstitüyü kim kapatmıştı?
İzmir için tema aranıyor
Ne yaptı bu Araplar bize?..
Hergün bayram
Genelev referandumunda benim oyum
Bahçeli'nin çağrısı
Sitemin açılışına davetlisiniz
"Size Noel Baba diyebilir miyim amca?"
Neden korkmuyorlar?
Kara Mercedes'in dönüşü
Ağca'ya ilk iş teklifi benden
Koruma kalkanı devrede
Yazı dilden anlamalıdır
Uğur Mumcu’nun mirası
Say ki acılar masaldı
Eş sırttan vurur, sevgili sineden...
1979 ajandası
Ağca'nın Emniyet sorgu süresinin uzatılmasına neden izin vermedim?
Terör neden birden patladı?
Bill Gates'in kampanyası
Sayın Elçi! Sokağımızı geri istiyoruz
Siyasetçinin çıkınındaki servet
İçimde bayram
İzan cephesi lazım
Coşkun İz Peşinde
'Lan'
Porno CD satan profesörler?
Şiddetin krallığı
Sakıncalı doktor
Ya doğruysa?
Kraliçe Raina Geliyor!
Ortadoğu'da yeni kartlar
Alarmdaki şehirde konser
Buralar eskiden tiyatroydu
Türk tıbbının derin sorunu: Hasta yakınları
Duvar delen notalar
Mebus olamayan asker olabilir mi?
Polat Alemdar'a karşı Jack Bauer
Rahatsız
Köşk yolunda iki kaza
Biliyor musunuz?
Ya tuz kokarsa?..
Apo'ya Milliyet'in hangi sayfaları verilmedi?
Taşra hatırlar, şehir unutur
Miki'nin duası
Askeri müşterek
IRA ve ETA nasıl silah bıraktı?
Hilmi Özkök'ten Banu Alkan'a şiddet kültürü
Kıldan tüyden meseleler
Özal'dan Erdoğan'a
Şehir kimi sever?
ABD bizi niye öptü?
Eşler ve dostlar
Başbakan'ın izin güncesi
'Ceza ve terör yasaları büyük sıkıntı yaratacak'
Karşı manifesto
Bir veda mektubu
Yas eksikliği
Evet, türban simgedir!
Kürtçe İstiklal Marşı?
Tevazuun ölümü
Yüzümüzün ağardığı şafaklar
Yeşil ampul ile kızıl elma arasında
İran'da mı eğitildi?
Tepki partisi sokağa çıktı
Hükümet için sonun başlangıcı
Ergenekon mu?
Kemal Paşa'yı kurtaran damat
Bazı adamlar bazı finalleri hazırlar
Silahsızlanma seferberliği
Kral ve biz
Seks patladı, biz altında kaldık
İnternetten şehir efsaneleri
Atatürk'ü de yayımlar mısınız?
Başbakan'a bir belgesel tavsiyesi
"Politikanın mahcup jokeri" 80 yaşında...
Asıl soğutucu
Bir element nasıl icat edildi?
Konya'daki son Ermeni de gitti
Çukurun dibinde...
Hepsi pekiyi
Sion günlükleri
Bir arada yaşamaktan bıktık mı?
Gençlerin dilindeki ÖSYM şarkısı
AB yolu rampada
Son mülkiyeli
Balkanlar'da bulutlar toplanırken...
Bir veli olarak İsmet Paşa
Futbol: Yeni sadakat testi mi?
Dini eğitime hayır! Din öğretimine evet!
Bir kenti anlamak
En fazla Yunanlar aldı
Dün Bosna'ydı, bugün Filistin
Eğlence tapınağında...
Ortadoğu savaşa giderken...
Zapsu, Erdoğan ile Yasin El Kadı'yı evinde tanıştırdı
Hangi ülkelerin kendini savunma hakkı vardır?
İnşallah komutanlarda 'Toroğlu kompleksi' olmaz
'Biz nasıl kahrolmayalım Beyrut'
Savaş şimdi de internette
Dışişleri'nde Zapsu tepkisi
Zor denklem
Üçkâğıtçılık sınıf atladı
Ortaçağ karanlık mıydı?
Ebediyet
Sessizliğe son!
Çocukların üzerinden çekin elinizi
Seks shop manzaraları
İmralı'daki korkunç gece
"İslamcı faşistler" ve din eğitiminde Türk tecrübesi
Kuğu gölü kalesi
Ali Kırca
Beyoğlu'nda infaz çağrısı
Hilmi Bey'in donundan belgeselciler bayrağı
Mahir'in ardından...
Büyük birader bize bakıyor
Org. Özkök, AB üyesi Türkiye'nin provasını yaptı
Ankara`da yaz bitti
Gül ile Babacan niye soğuk?
Şiir ve reklam
'Aaaa o başka!'
Sevgili öğretmenim!
Sessiz sitemsiz
Katilimiz fakirlik mi?
İki Mizgin
Asıl bu dava Türklüğü aşağılıyor
Atatürk'ün günlükleri
Devrim, Deniz Harp Okulu'na geri döndü
Türkiye dindarlaşıyor mu?
Piç
Avrupa için karşı rapor
Fransa'ya gözlük
Gerilim kime yarar?
Büyük Türk meczupları
Yabancı gözüyle
Avcı
Hitit güneşi söndü
Pamuk'un bulduğu semboller
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
Filleri Tepeye Taşıyan Adam- İsmail Cem/ 2.bölüm
Filleri tepeye taşıyan adam- İsmail Cem / 3
Fransa'ya tepki mi? Ne tepkisi?
Bayram olsun!
Atatürk'ün sansürlenen görüşleri
Ecevit'e MİT'ten gelen belgelerdeki müthiş sır
Sakıncalı bir destan
Türk-Müslüman yaylası
Utanç
Bu komutana dikkat!
Baykal'dan ilk kutlama
'Bu parayı alamam'
Ecevit'in son mitingi
Türkiye'yi Batı'dan koparma pazarlığı
Suna Kan'ın evinde kurulan koalisyon
'Demirel ile aynı kefeye konduk'
Kahramanlar çağının sonu
Tarihi bir itiraf
Pazar mısın, pazartesi mi?
Ecevit'in son eseri Osmanlı Tarihi
İp çekme savaşı
Babil'in sürgünleri
Vicdanı sızlamayan çocuklar
Mezbahanın şahidi
Papa
Papa ile katedralde
'Kin kapısı'
Vatikan'dan İran'a...
Hodri meydan!
Tarihin dönüşü
Türkçenin taç giydiği gün
Sıra Oscar'da!
Deve
Nasıl Nobel alınır?
Üniversiteye sahip çıkın!
Sinemam Gaymak
 
     
 
 
   
  'Özel Harp'çinin tırmanış öyküsü      
 
Gizlenen örgütün başındaki adam: Sabri Yirmibeşoğlu
'Özel Harp'çinin tırmanış öyküsü

Emekli Org. Kemal Yamak'ın anılarıyla kontrgerilla tartışması yeniden açıldı. "Yamak'ın sağ kolu" Yirmibeşoğlu'nun biyografisi tartışmalara ışık tutuyor


Bugün gizli bir örgütün ve onun eski başkanının portresini çizeceğim. Örgütün adı: Özel Harp Dairesi... "Daire", Kemal Yamak'ın ilkin Hürriyet'te özetlenen anılarıyla (Doğan K., 2006) gündeme geldi.
Ardından "Yamak'ın sağ kolu" olduğu söylenen emekli Org. Sabri Yirmibeşoğlu da tartışmaya katılarak "Özel Harp'te çalışanlarla iftihar ettiklerini" açıkladı.
Madem açıldı, gelin Yirmibeşoğlu'nun peşine takılıp bu tarih labirentinin koridorlarında biraz dolaşalım.

"Garip bir üsteğmen"
Yirmibeşoğlu göz kamaştıran bir kariyere sahip...
50'lerin başında Çankırı Gerilla Okulu'nda, "Turancılık davası"ndan beraat ettikten sonra gönderildiği ABD'den yeni dönen "gerilla öğretmeni" Yüzbaşı Alparslan Türkeş'in "çok sevdiği öğrencisi" oldu.
1955'te 6-7 Eylül olayları sırasında Özel Harp Dairesi'nin atası sayılan Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görevliydi.
Gazeteci Fatih Güllapoğlu'na ("Tanksız Topsuz Harekat", Tekin Y., 1991) söylediği şu sözler hiç unutulmadı:
"6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı."
Yirmibeşoğlu bir başka görüşmede (Aksiyon, 31.03.2001) "Ben orada garip bir üsteğmendim" derken, sözlerini şöyle "düzeltti":
"Savaşta, düşmanın işgal ettiği bölgelerde bazı olaylar yaratılır ve düşman yaratmış gibi gösterilir. (...) Halkı düşmana karşı galeyana getirmek(tir amaç)... Belki Güneydoğu'da da oluyor bunlar, yanlış olarak..."

Gladyo'nun anavatanında
NATO'nun CIA desteğiyle, İtalya'dan başlayarak tüm Avrupa'da komünizme karşı kontrgerilla faaliyeti yürütecek birimleri, yani Gladyo'yu kurduğu Soğuk Savaş yıllarında Yirmibeşoğlu, NATO eğitimi için Napoli'ye gitti.
Dönüşte "Türk kontrgerillasının doğum yeri" olarak bilinen Kıbrıs'a tayin oldu. 63 olaylarını orada yaşadı. "Oradaki Türkleri teşkilatlandırdı".
1964'te Belçika'daki NATO karargahında Nükleer Silahlar Şubesi'ndeydi. Herkesin iki yıl görev yaptığı bu gizli birimde beş yıl çalıştı.
Dönüşte Özel Harp Dairesi Kurmay Başkanlığı'na atandı. Üç sene sonra da Daire'nin başına geçti.

Ecevit'e brifing
İşte Başbakan Ecevit Özel Harp Dairesi'nden o aşamada "tesadüfen" haberdar oldu. 1974'te "Daire" için örtülü ödenekten para istenince, daha önce adını bile duymadığı bu resmi kurum hakkında derhal brifing istedi.
Başbakanlık konutundaki brifingi veren, Özel Harp Dairesi'nin Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu idi.
Ecevit o günden sonra Özel Harp'i denetim altına almaya çalışırken Yirmibeşoğlu daha önemli bir göreve, NATO İstihbarat Başkanlığı'na tayin edildi. 1978'e kadar burada kaldı.
Dönüşte tümen komutanı olarak Sarıkamış'a atandı.
Ecevit'le yolları orada bir kez daha kesişti.

"Vatansever arkadaş"
1978'de Ecevit başbakan olarak Sarıkamış'a gittiğinde Tümg. Yirmibeşoğlu Orduevi'nde kendisine ve eşine yemek verdi.
Ecevit, Komutan'dan Özel Harp'le ilgili bilgi almaya çalıştı. (B. Ecevit, "Karşı Anılar", DSP, 1991, s. 43) "Daire"ye bağlı sivil örgütte görev alanlardan bazılarının olaylarda yer aldığından kuşkuluydu.
Yirmibeşoğlu "Kuşkularınız yersiz" deyince Ecevit şunu sordu:
"Farz-ı muhal, buradaki MHP il başkanı, aynı zamanda Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısındaki gizli elemanlardan biri olamaz mı?"
Yirmibeşoğlu samimiyetle doğruladı bunu:
"Evet, öyledir ama kendisi çok güvenilir, vatansever bir arkadaşımızdır."

"Güvenilir gençler"
Yamak, kitabında bu anıyı anlatırken "Ecevit, bu teşkilatın içinde kendi partisinden kaç milletvekili bulunduğunu öğrenseydi ne olurdu?" diye soruyor ve bunda şaşılacak bir şey olmadığını ekliyor:
"Özel harpçi olarak eğitilenler daha genç yaşlarda bölgesinde güvenilir, saygın, sözü geçen, (...) önder niteliklere sahip oldukları için seçilmişlerdi. Milletvekili oluşları da bu seçimin doğruluğunu göstermiyor mu?"
Yirmibeşoğlu tamamlıyor:
"Birçok olay olmuş, bu teşkilatın tek bir üyesi bu olaylara karışmış mı?"
Peki kimdi MHP'nin Erzurum'daki "güvenilir" il başkanı?
CHP'li Süleyman Genç'in "Kuşatılan Devlet Türkiye" kitabında yazdığına göre İpekçi'nin öldürülmesinde ve Ağca'nın cezaevinden kaçırılmasında adı geçen, Musa Serdar Çelebi'nin iş ortağı, "Doğunun Başbuğu"
Yılma Durak...

Yükseliş sürüyor
Devam edelim:
12 Eylül döneminde Yirmibeşoğlu Kara Kuvvetleri Lojistik Başkanı'dır.
1982-83 arası Milli Savunma Bakanlığı'nda Müsteşar Yardımcısı...
1983'te Ankara Sıkıyönetim Komutanı...
1984-86 arası Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı...
1986-88 arası yine Sarıkamış'ta, 2. Ordu Komutanı...
1988-90 arası Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri...

"Üruğcu general"
Bu yıllarda Özal'la birlikte çalıştı.
Özal, Öztorun'un yerine Torumtay'ı getirerek Üruğ'un "2000 planları"nın önünü keserken Yirmibeşoğlu "Üruğcu" olarak tanınıyordu. (Bkz: "Bay Pipo", Soner Yalçın-Doğan Yurdakul, Doğan K., 1999. s. 431)
Belki de bu şöhreti, onun tırmanışını durdurdu.
1990'da kadrosuzluktan emekliye sevk edildi.

MHP'den teklif
2001'de Aksiyon'da yayınlanan söyleşisinde emekli olduktan sonra askerlere görev verilmemesinden yakındı. "ANAP'tan aldığı bir sinyal dışında siyaset teklifi almadığını" hatırlattı ve şöyle dedi:
"Sıkıntıya girmemek için sizden bekliyorlar. Ben 'Gireceğim' der miyim, o derse düşünürüm. Resmen söylemediler ama öyleydi. Sonra MHP'den mesela..."


SUİKAST SORUŞTURMASI

Özal televizyonun sesini açtı ve komutanın adını sordu

Şimdi size eski bir öyküyü hatırlatacağım:
1988 Özal Suikastı...
Nasıl Ecevit, kendisine karşı düzenlenen Çiğli suikastının ardında kontrgerillayı aramışsa Özal da kendi suikastçısının ardındaki "örgüt"ü aramıştı.
Afyonlu işadamı Kemal Horzum'dan kuşkulanıyordu. Horzum, Emlakbank'ı dolandırmakla suçlanıyordu.
Banka bünyesinde Horzum'u soruşturan komisyona, suikast işiyle de ilgilenmelerini söyledi.
Komisyon üyeleri hem suikastçı Kartal Demirağ'ın hem Horzum'un memleketi olan Afyon'a gitti. Orada ne bulduklarını komisyon üyesi Uğur Tönük, daha sonra TBMM'de kurulan Horzum Araştırma Komisyonu'na şöyle anlattı:

Kartal kontrgerillacı
"Afyon Dazkırı'da 1974-77 seneleri arasında Ege'de meydana gelen sol hareketleri önlemek için bir kontrgerilla teşkilatı kurulduğunu, Kartal Demirağ'ın da bu teşkilatın yetişmiş bir elemanı olduğunu tespit ettik."
Demirağ özel kamplarda emekli askerlerce eğitilmişti. "Her şeyi vatanımız için yaptık" diyor, MİT'le ilişkisi olduğunu söylüyordu.
Komisyon soruşturmayı derinleştirince Özal'ı vuran silahın Demirağ'a Kongre salonunda polisler tarafından verildiği yönünde duyumlar aldı. Afyon'daki teşkilatın üzerine gitmeye karar verdiler.
İşte tam o aşamada Tönük, Ortaköy'de bir villaya davet edildi. MİT görevlisi olduklarını sandığı üç görevli kendisine "Bu tahkikatı kesin" dedi.
Bir generalin adını verdiler ve "Paşa kararınızı bekliyor" dediler.
Tönük soruşturmadan çekildi.

Özal'a söylüyor
Yargıtay 7. Ceza Dairesi üyeliğinden emekli bir savcı olan Tönük'le daha sonra tanıştım ve suikast soruşturmasının nasıl kesildiğini onun ağzından dinledim.
O günlerde başına gelenleri bir tek Turgut Özal'a açıklamıştı. O sahneyi bütün ayrıntılarıyla anlattı:
Özal'ın Harbiye Orduevi'ndeki odasında buluşmuşlar, diz dize oturmuşlar. Tönük, kendisini tehdit edenlerin adını verdiği generali açıklayacağı anda Özal odadaki büyük ekran televizyonun uzaktan kumandasına uzanmış ve sesi sonuna kadar açmış. Sonra da Tönük, Paşa'nın ismini Özal'ın kulağına fısıldamış:
"Sabri Yirmibeşoğlu!"

"Olacak iş mi?"
Yirmibeşoğlu o dönem MGK Genel Sekreteri idi.
Görev süresi 1 yıl uzatılsa Kara Kuvvetleri Komutanı olabilecek, oradan Genelkurmay Başkanlığı'na tırmanabilecekti.
Olmadı.
Özal'a adı fısıldandıktan
1 yıl sonra emekliye sevk edildi.
Yıllar sonra suikast konusunu soran Aksiyon'a "Hiç ciddiye almadım. Olacak iş değil" dedi.

Düşman kim?
Acaba kimler engellemişti suikast soruşturmasını?
Yılma Durak ya da Kartal Demirağ da Özel Harp'in istihdam edip silahla eğittiği "vatansever gönüllüler" miydi?
"Bazı olaylar yaratılır, düşman yaratmış gibi gösterilir" taktiğinin uygulayıcıları mıydı?
"Düşman" kimdi?
"Düşman"ı ve ona karşı kurulan resmi örgütü ABD bilirken neden Türkiye'nin Meclis'i ve başbakanı bilmiyordu?
Bunları sormaya devam edeceğiz.



 
  Gör. Say. : 19776 | Yayın Tarihi : 08.01.2006  
  | Son Güncelleme : 03.09.2010 - 16:54:21 | Şu an 114 kişi ile birliktesiniz | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları | webmaster |