Cumhurbaşkanları giderek yoksullaşıyor
Erman Toroğlu
Özcan Deniz
Hülya Avşar
Rıza Türmen
Okuldaşım Orhan Veli ile öğretmenim Hayri Baba
Sibel Kekilli
İskender Çolak
Halit Çelenk
Teksas-Tommiks
Kemal Derviş
Behçet Nacar
Mehmet Çağçağ
Şefik Öztek
Abdüllatif Şener
Süreyya Ayhan
Cem Yılmaz
Noel Baba
Leonardo Da Vinci
İbrahim Tatlıses
Yıldız Tilbe-İbrahim Tatlıses
Çubuklu Kevsercik
Cem Karaca
Tarık Akan
Yıldız Tilbe
Yaşar Nuri Öztürk
Deniz Baykal
Şebnem Ferah
Ali Kırca
Mazhar Alanson
Kadir İnanır
Yusuf İslam (Cat Stevens)
Orhan Pamuk
Tarkan
Yılmaz Erdoğan
Ankara
Mehmet Ali Erbil
Federer ve Şarapova
Polat Alemdar
Trabzon
"Bebek Davası"
Vehbi Koç
Haç-Hilal
Fazıl Say
Erol Güney
Ankaralı Türkücüler
1001 Dilek
İlk Kürtçe yerel televizyon
Hakan Pişkin
Şarkı sözleri
Abdülkadir Aksu
Annelerini Anlattılar
Bülent Ecevit
Bülent Ecevit
Zuhal Olcay
Sadun Aren
Hatırla baba!
Çetin Altan
Bosna'da bir ölüm kampı
Cüneyd Zapsu
Bertolt Brecht
Seyit Hasan Nasrallah
Halife tatilde
Madonna
Andre Agassi
Maria Salzman
Manga
Zeki Müren
"Hatırla Sevgili"
Osmanlı Hanedanı
Yazar Pamuk nasıl yazar?
Bilgisayar oyunları
Fahir Atakoğlu
Turan Yavuz
Sang Ki Paik
"Ödülün gerçek sahibi lisanımdır"
Lisem 120 yaşında!
Birkaç iyi adam
2006'dan aklımda kalan sahneler...
Oxford- "Harry Potter"ın yemekhanesinde...
Aziz Nesin'in aşk mektupları nasıl yakıldı?
Hrant-Rakel Dink
Benim kuşağımın dizi kahramanları
Pierre Loti
Akif ilgi bekliyor
Batı köklerini arıyor
Servet bıraktılar sevgiyi arattılar
Prof. Baskın Oran için "Ders veremez" kararı
İsmet Paşa'nın Köşk yoluna da mayın konmuştu
Semra Sezer
İşte Atatürk'ün bilinmeyen fotoğrafları
Bir canlı yayın sihirbazı
Zeynep Menemencioğlu
Bir ayrılık öyküsü
Aravane Rezai
"Birinci görevim, tarafların birbirini anlamasına yardımcı olmak"
Anadolu'da bir tiyatro mucizesi
Erdal İnönü
Siyasete Bal-gatabilirler mi?
Tülay Tuğcu
Ulucanlar
La Diva Turca: Leyla Gencer
Meclis'e Baskın hazırlanıyor!
Babaya bağlı... Futbolcu... Tek eşli... Sosyal... Vefakar...
"Küstüm, oynamıyorum!"
Modern mahrem
Liseler yarışıyor
Hayrünnisa Gül
Kont Drakula'nın şatosunda...
Başkent alkolsüz düzene geçti
Hey gidi günler!
Tayyip Erdoğan yakışıklı mı?
Gençliğimizi gazoz korkusu mahvetti
28 Ekim gecesi ne oldu?
"Sonuna kadar görevimi yaptım. Pişman olduğum hiçbir şey yok"
"Oğlum! Atatürk ölürse ben de onunla gideceğim"
Diyarbekir'in Diyarbakır olduğu gün
Yazarlar ve çocukları
Atatürk, öğretmenini nasıl görevden aldı?
Varoş kralının ihtiyaç listesi
Huysuz Virjin varoluş mücadelesi veriyor
İzmir'in AB'si: EXPO
Kavganın gerçek tadı: Coca-Cola
"Buradayım ve kalmak istiyorum"
İlk yayında, Devrim Tarihi dersi ve iki belgesel vardı
Asıl eşyalar Galina'da
"Çocuklarınızı çaldık, özür dileriz"
Türkiye kendi çalıp kendi oynuyor
Asker halkla ilişkiler harekatında başarılı mı?
Müzeyyen Senar
Genco Erkal
İlhan Selçuk
Cem Yılmaz'dan belgesel
Amerika’da boynuzlu geyik muhabbeti
Yiğit Özgür
Umut Oran
Zeki Müren - Türkiye'nin ilk sivil paşası
Kral Edward
Sezen Aksu
Elveda Rumeli
19 Mayıs
Liderler ve eşleri
NEDEN
Nuri Bilge Ceylan
"Ayyaş" tablosu ve içki yasağı
Tatilde bir işçi arı
9 Subay olayı
Perihan teyzem
Şevki Vanlı
Fatma Müftüoğlu
Yorgos Magnis
Atatürk
Goran Bregovic
Çağımız şişmana düşman
Ahmet Abakay
Nail Çakırhan
Mustafa filminin güncesi
İşte Atatürk'ün gizli sığınağı
Yeni Türkü
Leonard Cohen
Alpay
Yaşar Kemal
Nostaljinin dönüşü
Bond neden yenildi?
Aktüel ve Tempo
Gülşen Orhan - Tuncer Kılınç - Egemen Bağış
Tuncay Güney
Tomris Giritlioğlu
Recep Tayyip Erdoğan
Bebek davası
Ajda Pekkan
Elif Bülbül
Eskiden kadınlar vardı
Karagöz- Hacivat
Cihan Ünal
Talihsiz talihliler
Özel güvenlikçiler özel dedektiflere karşı.
Süheyl Atay
Çanakkale'nin Afrikalı Müslüman esirleri
Sosyal kitabında yemek yapan bir baba olabilir mi?
Cici Bebe
Cem Yılmaz
Sanatçılar ve babaları
Prof. Dr. Kemal Karpat
Meslekte 30. yıl
Damacanayla seks
77'lik transseksüel
Kalp açılımı
Magazin'e tıklamak
Ses ola kese savaşı...
Bodrum'a ramazan geldi
Kelebek etkisi
Wembley'de Coldplay konserinde...
Çürük ve bamya
Bir öneri: Empati Günü
Platonik aşk, gerçek aşk
Kadın ile erkek, Yürek ile etek
Türk rönesansının mimarlarından biri öldü
Bir kayıp ilanı
Dilin şık üniforması
Biz de 29 yıldır toplumsal komadayız
İyi bir köşe yazısı kaç dakikada yazılır?
Provokatör ile tanışalım
Sanat çetesinin sakıncalı piyadeleri
İsmet Paşa, Mete Akyol'u neden azarladı?
Yazar odaları
Çukurambar'ın yükselişi
Şişme kadın bakire çıkmazsa...
Hakikat, ama hangi hakikat?
Ey aşk! Sen nelere kadirsin!
Geldi o ruh Meclis'e...
“Halam intihar etmedi, sırtından vurdular”
"Okulumuzu vermeyiz!"
Özel bir kadının yatak odası
Yürek durmadan...
İliştirilmiş yönetmen
"Sigaramın dumanını buzlasam, saklasam seni."
Balbay ile Soysal
Hayata ve ölüme dair
Mutluluk çubuğu
Şeyh Sadi'den öğütler
 
     
 
 
   
  Vehbi Koç      
 
10. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE VEHBİ KOÇ'UN ÖZEL ARŞİVİ AÇILDI
100 bin CHP'ye 100 bin DP'ye


Vehbi Koç, bütün ömrü boyunca her görüşmesini kâğıda dökmüş, her yazışmasını saklamış, yaşadıklarını, konuştuklarını not alıp özel arşivine kaldırmıştı. Bu arşiv ilk kez Can Dündar'a açıldı. Gelecek hafta piyasaya çıkacak olan 'Vehbi Koç' kitabında ünlü işadamının tüm ilişkileri belgeleriyle sergileniyor

Özel arşivden 4 bin belge

20. yüzyılın başında 15 yaşında okuldan tasdiknamesini alıp küçük bir bakkal dükkânıyla iş hayatına atılan bir adam, nasıl olup da yüzyıl sonunda dünya çapında bir sermayedar haline geldi?
Nasıl bir yaşam, ne tür çalışma ilkeleri, hangi siyasal ve ekonomik ilişkiler vardı bu başarının ardında?..
Vehbi Koç'un 10. ölüm yıldönümü için bir kitap hazırlama fikri doğduğunda aklımda bu sorular vardı.
Yanıtları bulabilmek için Koç ailesinden Vehbi Koç'un özel arşivini açmalarını rica ettim.
İki anahtarla girilen ve bugüne dek "sırlar odası" gibi saklanan arşivin kalın kapıları açıldı.
İçeride, sadece Vehbi Koç'un değil, Türkiye sanayiinin, siyasetinin, ekonomisinin de tarihine ışık tutacak belgeler vardı.
Yakın çağ tarihçileri için hazine değerinde bir arşiv bu...
Çünkü Vehbi Koç, Türkiye'de başka örneği olmayan bir "belgeci..." Hayatına dair tüm bilgileri, belgeleri özenle saklamış. Okuduğu dualardan gördüğü rüyalara, özel mektuplarından partilere yaptığı yardım makbuzlarına kadar her şey dosyalarında duruyor.
Daha da önemlisi, yaptığı her görüşmeden sonra sekreteri Suzan Boray'ı çağırıp görüşmenin ayrıntılı bir özetini yazdırıyor ve ilgili dosyaya koyuyor. Yazışmalarını da bu notların yanına ekliyor.
1 yılı aşkın süre Gürçim Yılmaz'la birlikte bu arşivde çalıştık.
Yaklaşık 4 bin civarında belge taradık. Bunların 400 kadarını ayırdık ve Koç'un kendi kaleme aldığı anılarıyla birleştirip bir kitap hazırladık.
"Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarla Vehbi Koç" kitabının 1. cildi önümüzdeki hafta Doğan Kitap'tan çıkacak. Geçen asra ait çok önemli belgeler de bu kitapla ilk kez günışığına kavuşacak.
Bu sayfada Koç'u Koç yapan, 1940'lı ve 50'li yıllardaki siyasi ilişkilerini sergileyen bazı belgelere yer vereceğim. Yarın pazar ekinde özel hayatından bazı belgeleri sergileyeceğim.
Kitabın birinci cildi 27 Mayıs'a kadarki dönemi ele alıyor.
Yakında yayımlanacak 2. cilt 1960-1995 arasını kapsıyor. Onun çok daha ilginç bilgi ve belgelerle dolu olduğunu söylememe gerek var mı?

Vehbi Koç, tek parti döneminden CHP'liydi.
Daha 19 yaşında Müdafaai Hukuk Cemiyeti'ne girmişti.
Ankara'da yeni Cumhuriyet'in kök salmaya başladığı yıllarda ticarete başlamış ve Cumhuriyet'le birlikte gelişmişti.
Doğru zamanda doğru yerde olması, sezgi yeteneği, disiplini ve ilişkileri avantajıydı.
Milletvekilliği tekliflerini ısrarla reddetti, ama Parti divanında görevliydi.
Atatürk, başkent yaptığı Ankara'yı imara koyulunca o da bakkallığı bırakıp önce yapı malzemesi sonra müteahhitlik işine girdi.
Sokaklarda arabalar görünmeye başlayınca otomobil acenteliğini aldı. Savaş çıkınca devletin kamyon ihtiyacını tamamen o karşıladı.
Savaş biter bitmez dünyanın gidişatını sezip büyük Amerikan firmalarının temsilciliklerini almak üzere Amerika'ya gitti. Ampul işine girdi.
Yüzyıl başında Ankara'da çoğunlukla azınlıkların elinde olan ticaret, savaş bittiğinde Koç'un ve milli sermayenin eline geçmişti.
Ancak DP'nin iktidara gelişi dengeleri bozdu.
Vehbi Koç'un 1950-1960 arasındaki notlarının çoğu, ünlü işadamının CHP ile DP arasında sıkışmışlığıyla ilgili...
Bu belgeler, Türkiye'de sermayenin devletle hangi koşullar altında çalıştığını, siyasetle ticaretin ne kadar iç içe olduğunu da kanıtlıyor.

"Gizli el, Mahmut Baler"
Demokratlar işbaşına gelince "CHP'li Koç"a zorluk çıkarmaya başladı. Hesapları, vergileri gözden geçirildi. Daha önce onun acentesinden benzin alan bakanlıklar, alımı kesti. Ticaret Odası başkanlığı sona erdi. Sınai Bankası idare meclisinden istifa ettirildi. Maliye işlerini takibe aldı
Şimdi "yeni adamlar"ın devri başlıyordu.
DP'ye de gizlice yardım yapması istenince "kerhen" kabul etti.
15 Ekim 1953 günü Başbakan Menderes'e çıktı. O görüşmenin notlarına bakılırsa Başbakan'a "Günahım CHP'li olmak mı?" dedi.
O, General Electric'le anlaşmışken gizli bir el Philips'i himaye etmiş, 2 milyon ampulü lisanssız gümrükten çekmişti.
Menderes "Bu el kimdir?" diye sordu.
Koç, "Bilmiyorum, ama Mahmut Baler'in adı geçiyor" dedi.
Koç çıkışta sekreterine şu cümleyi yazdırdı:
"Bu ziyaretim faideli oldu. Rakiplerin her hususta çalıştıkları anlaşılıyor."
Ama baskılar bitmedi.
1954 seçimi yaklaşırken DP kendisinden yine para yardımı istedi. Oysa o CHP'ye yardım yapıyordu.
Bir yanda kendi partisi, diğer yanda iktidar partisi... Arada kalmıştı.
Yardım yapmazsa işlerinin zora gireceği belliydi. Dosyasındaki belgelere göre yardım vermeyi kabul etti. "Bunu CHP'den gizli olarak başka bir isim altında yapmaya karakterinin müsait olmadığını" söyledi.
"Gizli tutalım, ama ben CHP'ye haber vereyim" dedi.
1954'te CHP'ye de DP'ye de 100'er bin lira verdi.
İnönü'den gelen teşekkür mektubu hâlâ arşivinde duruyor.
Menderes ise minnettarlığını 1956'da Koç için Henry Ford'a bir tavsiye mektubu yazarak gösterdi. Koç, dönüşte ona kalem hediye getirdi.
1957 seçimi yaklaşınca siyaset yine yüzünü Koç'a döndü.
O seçim kampanyasında Menderes "Bütün zenginler CHP'lidir. Koç da onlardandır. Biz fakiriz" demişti.
Üzerine bir de benzin karaborsası yaptığı söylentisi çıkınca Menderes "Çağırın şu Koç'u haddini bildirelim" dedi. Koç tutuklu gibi gitti, izah etti, "Bu ihbarı yapanlar utansın" dedi.
Seçime 2 hafta kala İnönü'ye bir mektup yazıp "Birçok CHP'li tüccar DP'ye geçti, ben CHP'li kaldım. Ama mücadeleden yoruldum" dedi.
Ankara Valisi Kemal Aygün'e "CHP'ye 100 bin, DP'ye 200 bin verdiğini" bildirdi.

'Kullanır atarlar'
Ancak DP'ye girmediği için kredileri kesilmeye başlamıştı.
CHP'den istifayı düşünmeye başladı. Tuttuğu notlara göre bunu öneren İmar İskân Bakanı Medeni Berk'e şöyle dedi:
"Şimdi girersem 'Keratanın gözü doymadı, kazandığı yetmedi, para kazanmak için bunu yaptı' derler. CHP'de faal vazifem yok. Başbakan'ın emrine amadeyim."
Ancak Başbakan kendisini kabul etmedi. Bıçak kemiğe dayanmıştı. O ara İnönü'den haber geldi:
"Koç dikkatli olsun. Kendisine sonra çok acırım. Adını, değerini düşürürler, sonra atarlar."

'Benden sevgini esirgeme'
Nihayet Menderes'le görüştü. 23 Kasım 1958 tarihli bu görüşmede kendisini DP'ye davet eden Başbakan'a söylediklerini, özel notlarına şöyle kaydedecekti:
"Son derece heyecanlıydım. Heyecanımı anladı. 'Daima emrine amadeyim. Bulunduğunuz mevki politik bir mevkidir. Ben DP'den ziyade size bağlıyımdır. Bir gün bir hizmetin, bir emrin olursa kötü zamanlarda yanınızda kalacak 3 dosttan birisi olacağım. Benden sevgini ve muhabbetini esirgeme. Beni affet, beni mazur gör' dedim."

Yağmurdan kaçarken...
Bir yandan İnönü "Dayansın" diye haber yolluyor, öte yandan Menderes, "DP'ye girmemekte ısrar edersen sana büyük zarar verebilirler" diyordu.
Sonunda dayanamadı.
1960 başında Menderes'e gidip "Emirlerinizi aldım, CHP'den çekileceğim. Hiçbir partiye girmeden bağımsız kalacağım" dedi.
10 Mart 1960 günü CHP'ye istifa mektubunu gönderdi.
Bir hafta sonra da DP'ye 500 bin lira verdi.
İsmet Paşa haberi alınca şöyle dedi:
"İnşallah yağmurdan kaçarken doluya tutulmaz."

2.5 ay kala istifa
Tam da öyle oldu.
10 yıl baskılara direnen Koç, CHP'den istifa ettikten 2.5 ay sonra DP devrildi.
Bu kez askeri yönetime DP'ye yaptığı yardım nedeniyle hesap verecek, Yüce Divan'da "DP'ye girmem için gizli tehdit vardı" diyecekti.
Bir yandan da DP'ye giren tüccarları hedef alan askerleri yatıştırmaya çalışacak ve halkın alyanslarını bağışladığı dönemde yeni yönetim için Hazine'ye 26 kilo külçe altın verecekti.

Bir işadamının evrak-ı metrukesi
Vehbi Koç'un anılarını ve özel hayatından belgeleri derlediğimiz "Vehbi Koç" kitabı önümüzdeki hafta piyasaya çıkıyor. Ünlü işadamının 10'uncu ölüm yıldönümü dolayısıyla hazırladığımız bu kitapta Koç ailesinin özel arşivinden çok sayıda belge de yer alıyor.
Bu belgeler sadece ailenin iç işleyişini değil, Vehbi beyin çalışma yöntemini, büyükleriyle ve çocuklarıyla ilişkilerini, iş disiplinini de ele veriyor.
Yanında çalışanlara karşı otoriter, çocuklarıyla mesafeli, büyükleriyle saygılı bir tonda yazışan Vehbi Koç, onlardan da bu yaklaşımına benzer karşılıklar bekliyor.
Kitapta "Aile Albümünden" başlığı altında yer verdiğimiz belgelerden bir kısmını bugün burada yayımlamak istiyorum...

KOÇ'TAN ÇALIŞANLARA TAMİM

"8'de geldim. Mağaza pislikten geçilmiyor"
Yıl 1937...
Vehbi Koç, ticarethanedeki arkadaşlarına kimbilir kaçıncı kez disiplin talimatı yayınlıyor:
TAMİM
Bütün arkadaşlara...
Bu sabah ticarethaneye tam saat 8'de geldim. Vaziyeti çok acıklı buldum. Mesai intizamı hakkında bu kadar yazdığım tamimler hiç nazarı dikkate alınmamıştır. Mağaza, Sahibinin Sesi, Ford pislikten geçilmiyor. Masaların üzeri, tezgahlar, malların üzeri bir karış tozdur. Şefler temizlik ve mesainin intizamı ile alakadar değildirler. Onlar da ayrı bir gün, biraz istirahatlarından fedakarlık yaparak iş arkadaşlarının mesai saatında gelip gelmediklerine dikkat etmiş olsalardı ben de bu kadar üzülmezdim. Emin olunuz arkadaşlar, yapınız, dikkat ediniz, muntazam devam ediniz, temiz olunuz demekten usandım. Her verdiğim emir yapılmazsa bu ticarethaneyi istediğim şekilde yürütmeğe imkan bulamazsam, daha fazla didinmeden vazgeçerek sıhhatimi düşünerek işi terk edeceğim.
Bu suretle ticarethanemin kapanmasına sizler sebep olacaksınız. Ve belki de benden daha ziyade maddeten mutazarrır olacak sizlersiniz. Binaenaleyh bu husustaki son tamimi yazıyor ve bütün mesai arkadaşlarıma hitap ediyorum:
Vazifenize intizamla geliniz. Ticarethaneyi temiz tutunuz.

 

ULVİ CEMAL ERKİN'E MEKTUP

"Memleketin meşhur artistleri kimlerdir?"
Vehbi Koç, Divan Oteli inşaatını 1955'te tamamladı. Otel, 1956 başında açılacaktı. Aynı dönemde rakibi Hilton, devlet erkanının ve Amerikalı artistlerin katıldığı görkemli bir törenle açılmıştı. Altta kalmamalıydı. Orada Türk sanatçılardan çok yabancıların davet edilmesine üzülmüştü. Kendi oteli için tanınmış opera sanatçıları ile alaturkacıları davet etmeyi düşündü. İyi de bunları tanımıyordu bile...
Bunun üzerine çoksesli müziğin ünlü bestecilerinden Ulvi Cemal Erkin'e bir mektup yazıp şunları sordu:
"Memleketin meşhur artistleri kimlerdir?
Kimi davet etmek lazım?
Gelirler mi, gelmezler mi?
Opera müdürlüğü veya mensup oldukları daire izin verir mi?
Hiçbir şey bilmiyorum. Şimdiye kadar hayatında bu gibi işlerle hiç ilgisi olmayan ben 50 yaşından sonra yeni bir işe açıldım. Mahcup olmamak ve rakiplerimi güldürmemek için bütün enerjimi verdim. Bir falso yapılmasından endişe etmekteyim.
Bana yardım edebilir misiniz? Ne yapmam lazım?
Kıymetli artistlerimizin Ankara'dan İstanbul'a gelmeleri İstanbul'da otelimizde kalmaları ve tekrar Ankara'ya dönmeleri masraflarının hepsi bize aittir. Ayrıca bir ücret verilmeyecektir. Bu husustaki düşüncem muvafık mıdır, değil midir, bilmiyorum."
Erkin, bu mektup üzerine tanıdığı sanatçıları arayıp davet etti.
Açılış gecesinde sopranolar aryalar söyledi. Cemal Reşit Rey piyano çaldı. Ayla Erduran keman resitali verdi. Münir Nurettin Selçuk bir koro eşliğinde şarkılar söyledi. Ve o gece Vehbi Koç'un büyük kızı Semahat, müessesenin umum müdür muavini Nusret Arsel'le evlendi. 


EVDEKİLER İÇİN TAMİM

"Termosifonların ikisi birden çalışmasın"
Yıl : 1959
Koç ailesi Büyükdere'den Şişli'deki eve taşınmış.
Ama yeni evde yeni düzen henüz kurulamamış. Vehbi Bey, ufak tefek düzensizliklere sinirleniyor ve bu kez evdekiler için 8 maddelik bir tamim yayınlıyor:
1-Gazete ve mecmuaların bir yeri olsun. Herkes oradan arasın.
2-Bir sürü albüm var. Bir sürü resimler ortada dolaşıyor. Bunları Sevgi ile Suna bir defa gözden geçirsinler. Biriken resimleri sırası ile yeni albümlere koyalım.
3-İlaç dolabı bir defa elden geçsin.
4-Sıhhi dosyalar ve herkesin ufak tefek dosyaları odasında dursun.
5-Benim yazıhanemin gözündeki muhtelif işlere ait dosyalar temizlensin. Benim yazıhaneye önüne gelen her şeyin konulmasından da vazgeçilsin.
6-Deniz motoru bir tarafa kalksın. Merdiven altına bir masa konsun.
7-Elektrikli termosifonların ikisi birden sureti kat'iyede çalışmasın.
8-Rahmi'nin tuvaletinin tahtası kırılmış, radyonun fişi yok. Daha ne eksikler varsa tespit ediniz, yaptıralım.
Saygılarımla.


BERİN MENDERES İÇİN İNÖNÜ İLE GÖRÜŞME

"Politikadır, bir gün de sizin başınıza gelir"
İşte Koç arşivindeki en dramatik notlardan biri:
"1960 ihtilali oldu. İsmet Paşa Bahçelievler'de Metin Toker beyin evinde oturuyordu. Demokrat Parti devrinde Fatin Rüştü Bey Hariciye vekili, Hasan Işık bey de Hariciye'de ekonomik işlere bakan müdürdü. İşler dolayısıyla temasım olurdu. İhtilalden sonra bunların hepsini uzaklaştırdılar.
Bir gün Hasan Işık beyi aradım. Keçiören'deki evime akşam yemeğine davet ettim. Son derecede müteessir, büyük bir bunalım içinde olduğunu gördüm. İntihar edeceğini söylüyordu. Bu, benim üzerimde büyük iz yaptı.
Atatürk bulvarındaki apartmanımda Emin Kalafat kiracımdı. Kendisi Yassıada'dayken hanımı 'Vehbi Bey, biraz bize kadar gelebilir misiniz, Menderes'in hanımı sizinle konuşmak istiyor' dedi.
Hanımı son derecede müteessir ağlayarak '15 bin lira maaş veriyorlardı, onu da kestiler' dedi.
Bu da bende büyük bir iz yaptı.
Bu iki mesele için İsmet Paşa'yı ziyaret ettim. İki durumu Paşa'ya anlattım, 'Politikadır, bir gün de sizin başınıza gelebilir' dedim.
Hasan Işık beyin bir memuriyete tayin edilmesini, Menderes'in hanımının da maaşının verilmesini rica ettim.
Mevhibe Hanım da dinledi.
Paşa'nın bir huyu vardı. Bu konuşmam üzerinde ne tesir yaptı, olacak mı, olmayacak mı, hiçbir şey anlamadım. Çıktım gittim.
15 gün sonra Hasan Işık bey Brüksel'e büyükelçi oldu, Menderes merhumun hanımının da maaşları verilmeye başlandı.

VASİYETNAME

"Her şey onlara haram olsun"
13.9.1951 tarihli bir vasiyetname...
Vehbi bey seyahate çıkacak. Bir kaza olmasından endişelenerek ardında bir vasiyet bırakıyor.
Yazdıklarının harfiyen yerine getirilmesini istiyor.
"Yerine getirmezlerse her şey onlara haram olsun" diyor.
İlkin annesine verilecek ev ve parayı belirtiyor.
İkinci maddede fakir çocukların okutulmasını güvenceye alıyor.
Ve üçüncü maddede şoförüne 20 bin liralık ev alınmasını vasiyet ediyor.
"Bu yazıyı Büyükdere'de evde salonda, bugün saat 10'da yazdım ve kütüphanenin gözüne koydum. Hayırlısı Allah'tan" deyip imzalıyor.
Bu vasiyeti sonraları daha pek kez yenileyecek, vefatı ise ilk vasiyetin yazıldığı 1951'den 45 yıl sonra gerçekleşecektir.



 
  Gör. Say. : 15106 | Yayın Tarihi : 25.02.2006  
  | Son Güncelleme : 31.07.2010 - 00:32:54 | Şu an 75 kişi ile birliktesiniz | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları | webmaster |