Özgür Gündem - Muhittin Cemil, Ender Karadeniz,
Gerilim Filmi Gibi...
Can Dündar kıvrak üsluplu bir yazar. Hele "arkası yarın" ya da eski tabirle "mabadı yarın" diye bitirdi mi yazısını, siz ertesi günü iple çekiyorsunuz. Milliyet'teki 10 Nisan tarihli yazısı "askeri müşterek" başlığını taşıyor.
Yazıyı okuyoruz. İyi gidiyor. Bir cümle. "PKK vurdukça milliyetçilik, şovenizm büyüyor." Can Dündar "PKK vurmasa iyi olur" demeye getiriyor. İyi de, dağ komandosu vurdukça ne oluyor? Can Dündar buraya girmiyor, sonra yazı yeniden "iyileşiyor". "Muhalefetin 'o masayı yıkarız' diyerek askeri çözümde buluşması da diyalog arayışını suç haline getiriyor."
Bu cümle bize yetiyor. "Diyalog"... Can Dündar belli ki "diyalog"dan yana. Elbette kendine özgü görüşleri var. Herkesin görüşü var. Hele bir "masa" kurulsun. Millet etrafına otursun. Sonrası kolay. Müzakere masasında örneğin hükümet, anlaşma, uzlaşma için "silah bırakın" ön koşulunu öne sürebilir. Karşı taraf da, "siz de koşulsuz genel af ilan edin" karşılığını verebilir. Birisi "PKK'yi terör örgütü sayın" diye tutturabilir. Öteki, "terör örgütü değil, ayaklanma örgütü" yanıtını verip, "gizli savaş aygıtını tasfiye edin" diye bir şart öne sürebilir, kısaca, böyle böyle konuşa konuşa, bir sonuca varmaya çalışılır.
Can Dündar masaya nasıl oturmak istiyor? Ön koşulu var mı? Gerilim filmi gibi yazı dizisinin ikincisini merakla bekliyoruz. Zor saatler. Nihayet gazete elimizde, okuyoruz. Başlık "IRA ve ETA nasıl silah bıraktı?" Bu yazıyı okuyan okurun sinirleri geriliyor. Gerilim filmi dedik ya, çünkü Can Dündar, ilk yazısında "diyalog" yanlısıyken, bir gün içinde ne oluyorsa oluyor, İRA ve ETA örneklerini öyle bir yorumluyor ki, bu yorumun sonucu vahim. Şöyle diyor: "İRA güçlü İngiliz ordusuyla baş edemeyeceğini gördü." Ne anladınız? İRA ancak bu koşulda silah bıraktığına göre ne yapmalı? PKK'ye TSK ile baş edemeyeceğini bir güzel anlatmalı. Burada yeni olan bir şey yok. İktidarın yaptığı da bu. Dündar alt üst ettiği İRA deneyiminden sonra, ETA deneyimine değiniyor. Okuyalım: Hükümet "Madrid'deki El Kaide terörünün halkta yarattığı tepkiyi iyi kullandı. Toplum şiddeti lanetleyince, ETA tabanından yalıtıldı. Teröre destek veren yayın organları ve örgütler kapatıldı. ETA köşeye sıkıştı." Can Dündar'ın ETA deneyimini bu şekilde aktardığı sırada, bizimkiler de tam böyle yapmıyorlar mı? Şu anda konuşulan, Yargıtay Başsavcısı Ok DTP'nin kapatılması için konuşmuyor mu? Baykal "DTP PKK'nin uzantısıdır" diyerek yangına körükle gitmiyor mu?
İşte Can Dündar'ın bu gerilim filmi, diyalogla başlıyor. IRA ve ETA deneyimlerinin heyecanlı kareleriyle devam ediyor. Ve finalde "PKK'ye orduyla baş edemeyeceği anlatılırken", aynı zamanda onun "uzantısı" yayın organları ve örgütler kapatılıyor. Ve mutlu son: Masa kuruluyor. Bir tarafta Başbakan, Genelkurmay Başkanı, CHP, DYP, MHP, ANAP. Masanın karşısı boş. Can Dündar da almış eline kamerayı, devletin karşısında oturanların resmini çekmeye çalışıyor. Hadi canım sen de...
|