Bir yıl önce, güzel bir Avrupa kentinde, Batı'da önemli görev yapan bir büyükelçiyle yemekteydik. Rezidanstaki sofrada diplomatlar ve akademisyenler ile eşlerinden oluşan 10 kişi vardı. Laf dönüp dolaşıp Kuzey Irak'a ve Kürt sorununa geldi. Büyükelçi, Öcalan yakalandıktan sonra Türkiye'nin soruna dair hiç adım atmayarak önemli bir fırsatı heba ettiğini söyledi. Ardından "Yarın orada bir Kürt devleti kurulursa Türkiye ne yapmalı?" diye sordu. Kimisi acilen askeri müdahaleyi, kimisi kurulacak devlete hamiliği savundu. Büyükelçi, bu görüşleri dinledikten sonra, sofradakilerin samimiyetine güvenerek farazi bir senaryo attı ortaya: "Kuzey Irak'taki Kürt devletiyle Türkiye, bir KürtTürk federasyonu kursa... buna ne dersiniz?" Sofradakiler donup kaldı. "Hangi temelde bir federasyon?" diye sordu bir davetli... Büyükelçi daha da ilginç bir formülle cevap verdi: "Petrol karşılığı deniz..." Yani Kuzey Irak, Türkiye'ye petrol desteği verecek, Türkiye de Kuzey Irak'takilere denize çıkış sağlayacaktı. Konu uzun uzadıya, inceden inceye tartışıldı. Bunun bir Amerikan planı olduğu önesürüldü. Kahveler içilirken Büyükelçi, önerisine sofradakilerin oy vermesini istedi. Öneri oylandı: 5'e 5 ortada kaldı.
***
O gün "fantastik bir zihin jimnastiği" olarak gördüğüm fikrin bu kadar oy toplaması ilgimi çekmişti. Şimdi aradan bir yıl geçtikten sonra, o zaman ilk ipuçlarını sezdiğim farklı arayışların, devletin zirvesinde daha sık dillendirildiğini görüyorum. Şaşkınlık yaratan açıklamaları hatırlayalım: İlk işaret geçen ekimde DYP lideri Mehmet Ağar'dan geldi. "Şu bölünme korkusundan vazgeçelim" dedi Ağar; "ateşkes süreci yürümeli" dedi. "Her devletin geçmişinde vatandaşını affetmek vardır" dedi. "PKK'lı dağda silah tutacağına düz ovada siyaset yapsın" dedi. Ardından yılbaşında MİT Müsteşarı konuştu. Emre Taner de "statükocu yaklaşım"dan dert yandı; "yüksek stratejik tutum" tavsiye etti. "Sadece savunma politikası kabul edilemez" dedi. Ve nihayet Kenan Evren geçen hafta Kuzey Irak'taki Kürt devletini kabullenirken Türkiye'deki Kürtler için "Aynı haklar tanınırsa niye ayrılmaya kalksınlar? Kürtlere kardeş muamelesi yapmalıyız" dedi ve ileride bölge valiliklerinin eyalet sistemine dönüşebileceğini söyledi.
***
Bu açıklamaları peş peşe okuyunca zirvelerde derin nüans farklılıklarının oluştuğu hissediliyor. Resmi metinlerde okumaya alışkın olmadığımız yeni bir dil çalınıyor kulağımıza... Tehditkâr çıkışların yerini kucaklayıcı, sağduyulu bir söylem alıyor. Üstelik yeni söylem sahipleri öyle kolayından "vatan haini" damgası basılabilecek "entelektüeller" değil; eski cumhurreisleri, derin devletin önde gidenleri, istihbarat şefleri... Yeni yaklaşımın ortak paydası Evren Paşa'nın önceki gün Hasan Cemal'e söylediği cümlede var: "Artık katı milliyetçilikle olmuyor." MİT'in, Ağar'ın, Evren'in bunu görmesi yıllar aldı; Türkiye'ye çok pahalıya mal oldu. Ama sosyal sorunların kaba dayakla çözülemeyeceği nihayet, hiç değilse bazı çevrelerde anlaşıldı.
***
Bundan sonra ne olur? Son 6 aydır kendini hissettiren ve Kuzey Irak temelinde gelişen bu ayrışma giderek derinleşecek ve Türkiye tartışmasına dönüşecektir. Siyasi irade kararlı tavır almadıkça ve Amerika bastırdıkça artarak sürebilir; siyasete de şekil verebilir. Klasik çizgiyle gelinen nokta ortada... Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
|