15.Ocak.2008.Salı
Önceki haftasonu Milliyet Pazar’da Huysuz Virjin’i yazdıktan sonra Seyfi Dursunoğlu aradı. Hepimizin ekrandan bildiği o ünlü “Canım...canım..” nidası çınladı ahizede önce; sonra, bu sahiplenmeden ne kadar mutlu olduğunu belirten sevgi sözcükleri geldi. “Huysuz”la tanışırız. 70’li ve 80’li yılların 5’er yıldızı üzerinden popüler kültür analizi yaptığımız Aynalar adlı belgesel serisi çok ilgi görünce, 90’ların starlarını da belgeselleştirmeyi düşünmüştük. “5 Ayna”lı listemizin başında o vardı. Niyetimizi söyleyince memnuniyetle kabul etti. Uzun bir söyleşi çektik. Önce “Huysuz”la, sonra Seyfi Dursunoğlu ile... Huysuz’un bir makyaj masasında, bir soyunma odasında nasıl yaratıldığına tanıklık ettik; belgeledik. Ancak “diğer 4 star”da sorun çıkınca proje gerçekleşemedi. Benim de içimde ukte kaldı.
* * *
Telefonda, “Sizi öyle kolay bırakma niyetinde değiliz” dedim; onu ve sivri dilini seven geniş bir kitle adına konuştuğumu varsayarak... Belgeseli anımsattım. “Artık rahatladığınıza göre eski projemizi ısıtmanın tam zamanı” dedim. Yine çok memnun olacağını söyledi. En kısa zamanda buluşmak üzere anlaştık. Buluşma şansı tahminimizden erken doğdu. Çünkü RTÜK Yasası gündeme geldi. Ve Huysuz’un ekrandan çekilmesi de aynı günlere rastladı. Konuyu Neden’e almaya karar verdik. Hemen Dursunoğlu’nu aradım. Yine programıma katılmaktan sevinç duyacağını söyledi. Bu gece yayında onu ağırlayacağım. Neden Huysuz’u öldürmek zorunda kaldığını soracağım. RTÜK Başkanı’yla aynı programda konuyu tartışma imkanı bulacağım. Bu ilginç program bittiğinde de bizim belgeseli konuşacağız yine... Ve en kısa zamanda kolları sıvayacağız. “Huysuz”, zenne geleneğini çağımıza taşıyan bir belgesel kahramanı olarak yaşayacak bundan böyle...
* * *
Her Salı NTV’deki Neden, CNN’deki Ahmet Hakan’ın programıyla çakışıyor ya... Geçenlerde Tercüman’da Tuna Serim “Hakan kaçtı, Dündar kazandı” diye bir yazı yazdı. Hakan’ın programı, maç yayınları gerekçesiyle son zamanlarda Çarşambaları yayınlanıyormuş. Gün değişikliği doğru mu bilmiyorum; bildiğim şu: Bu çakışma, bizden bağımsız, saçma bir yarışmadan kaynaklanıyor. Arada sizin de yakındığınız bu yarışın sorumlusu bizler değiliz; aynı türde programları aynı saat diliminde karşı karşıya getiren kanallar... Dizilerde de aynısı yapılıyor, filmlerde de, kadın programlarında da... Ama iş tartışma programına gelince, konuların hassasiyeti nedeniyle insanlar, zaten az sayıdaki düşünce/tartışma programlarının karşı karşıya konmasından haklı olarak rahatsızlık duyuyorlar. Başka bir güne geçmek için ben de ısrarcı oldum; ama olamıyor işte... Belli bir günle başladık; öyle gidiyoruz. Ve ne yazık ki, bu yarışta asıl kaybeden, nitelikli izleyici oluyor. Onlar, ilgilerini çeken iki ayrı konuda, iki kanal arasında mekik dokuyarak izlemeye çalışıyorlar. Bu vesileyle konuyu bir “kaçma/kazanma” meselesi olarak görmediğimi, tersine bu iki programdan birinin günü ya da saati değişirse ikimiz adına da çok sevineceğimi kayda düşmek için yazdım bunları... Akşama görüşmek üzere...
|
 |
|
|
|
 |
|