7.Mayıs.2008.Çarşamba
Haftalardır heyecanla beklediğimiz görüşme nihayet gerçekleşti dün… Belgrad'a iner inmez, Goran Bregoviç'i aradım. Telefonda adresini verdi. Hemen gelmemizi istedi. Kentin sosyetik semtlerinden Senjak'taki stüdyo-evine gittik. Kapı, uzun yeşil bir bahçeye açıldı. Bahçenin sonundaki, ön cephesi boydan boya camdan evin bahçeye bakan geniş çalışma odasında Goran çalışıyordu. Bizi kapıda sıcak karşıladı. İçeri girer girmez, kocaman salonun ortasına kurulmuş dağınık bir masa gördük. Masanın üzerinde bilgisayarı, gazeteler, kitaplar, hoparlörler… Ailesi Paris'te yaşıyormuş. Kendisi zaman zaman geldiği Belgrad'daki bu stüdyoda müzisyenlerle kendi deyimiyle "hippilerden kalma bir komün hayatı" sürüyor. İçeri odalardan trombon sesleri yükseliyor. Goran, evi gezdiriyor bize; stüdyosunu gösteriyor, müzisyen dostlarını tanıştırıyor. Hıdırellezdeyiz… Müzisyenlerinin çoğu kurban kesmekle meşgulmüş. Gelenek, sınır tanımıyor. * * * Az sonra çalışmaya başlıyoruz. Görülecek sahne: Bregoviç, Atatürk'ün sevdiği şarkıları dinliyor. Güçlü hoparlörlerle boş salona yayılan Yanık Ömer'den, Manastır türküsünden, Alişim'den etkileniyor; onlardan Ata'nın müzikal hissiyatını kavramaya, o eserlere yeni, güncel bir hava katmaya çalışıyor. Sonra bu belgesel için düşündüğü ilk temaları dinletiyor. Yaylılar, üflemeliler yükseliyor hoparlörden… Uzun uzadıya tartışıyoruz. (Bkz: Alttaki fotoğraf)

Ona Atatürk'ü ve belgeseli anlatıyorum. O bana, neler yapabileceğini anlatıyor. Bir belgeselci için tadına doyulmaz sohbetler… Arada bahçeden nane toplayıp naneli çay hazırlıyor bize… Türkiye'den getirdiği çay tepsisiyle bizzat servis yapıyor. Bir süre sonra ara veriyoruz. Yine arka bahçeden malzemeler toplayıp kendi elleriyle salata yapıyor. (Bkz: Alttaki fotoğraf)

Birlikte yemek yiyoruz; yerken sohbete devam ediyoruz. Emir Kustirika'dan, Sezen Aksu'dan, Dolapdere Big Band'dan, Sırbistan'da yaklaşan seçimlerden, Saraybosna'dan, siyaset-sanat ilişkisinden… Daha önce müziklerini yaptığı filmlerden; mesela Kraliçe Margot'dan, Underground'dan, Arizona Rüyası'ndan, Çingeneler Zamanı'ndan… Ve tabii Osmanlı'dan, Sırplardan, Türklerden, yine Atatürk'ten… Harika sürprizleri var bu filmin müzikleri için… şimdi burada anlatmayacağım… Ama yazın kayıt için İstanbul'da olacağını söyleyebilirim şimdilik… * * * Saatler süren ziyaret sona erdiğinde belgesel heyecanımız birkaç kat katlanmış olarak ayrılıyoruz stüdyodan… Müziğimiz emin ellerde artık; biz yola devam ediyoruz. Sırada, Atatürk'ün hayatının bir başka dönüm noktası var: Yarın Sofya'dayız…
|