Başka kapıya!
Modernitenin kına gecesi
Partiler mezarlığında bir gezinti
Asıl kavga
Yeni bir dil lazım
Kan çiçekleri
Öndergate
Terör karşısında medya ne yapmalı?
Müslüman demokrat
Tarihe güvenmeli miyiz?
Merkez-kaç kuvveti
Edep yahu!
Dink cinayetinden 34 saat sonraki bir telefon konuşması
Bu ara çok oldun ölüm!
YAZI DİZİSİ- 1: Ecevit'in arşivindeki Kürt hicreti
YAZI DİZİSİ- 2: MİT'e sağcılar hakim
YAZI DİZİSİ- 3: "Başörtüsü ile uğraşmayın.Atatürk bile karışmamıştı"
YAZI DİZİSİ- 4: "Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla"
Yazı Dizisi- 5: MİT’ten Susurluk eleştirisi:“Kutlu Savaş devlet sırlarını ele verdi”
YAZI DİZİSİ- 6: “Hüsamettin Özkan yüzünden kamera önünde tartıştılar”
Ergenekon
İkinci Öz
Sol çözer
MHP ne yapmaya çalışıyor?
210 kişi din değiştirdi
Karayılan 'Özal lazım' dedi. Peki Özal nasıl çözecekti?
"İran'da örtü okula sinsice girdi; 3 yılda herkes örtündü"
Londra'da 'sıcak' bir akşam
İngiltere örtünmeyi ve laikliği tartışıyor
Dünyanın tadı kaçtı
Bugün
Mustafa hakkında her şey
Cami sayısı 12 Eylül'den sonra arttı
Eğitim arttıkça cami azalıyor
Korku-yorum
Harekâtın riskleri
YAZI DİZİSİ: Vehbi Koç neler yaşadı - 1
YAZI DİZİSİ: Vehbi Koç neler yaşadı -2
YAZI DİZİSİ: Vehbi Koç neler yaşadı? -3
Mektuplardaki 'Tanrı' şifresi
Sınırlı sorumlu harekât bitti
Kefensiz siyaset
Üniversite daha çok karışmadan
Kaosistan
Gelse o ruh Meclis'e...
Dünya Erkekler Günü?
Molalar da yola dahil
Emekçi sokağa çıkarken...
Namluyu çizgiyle düğümlemek
Gitmek
İflas
Bir duayenden Erdoğan'a tavsiyeler
Altın vuruş
Güneydoğu yeniden PKK'ya mı dönüyor?
Tersine: Herkes bir adım ileri gitsin!
Seçim gecesi başlayan hastalık
Kolay gelsin İzmir!
İzmir neden kaybetti?
Hangi Avrupa?
Fenerbahçe Cumhuriyeti'nde bir gece
Erdoğan, Mao'nun izinde.
Allianoi tartışması
Erdoğan balkondan düşerken
Ankara minareyle boynuz arasında
Her ülkede tecavüzcüler var, ama sadece bizde kollanırlar
Merkel'in dekoltesi
Hatırlıyor musun sevgili?
Tecavüzcü kimdir?
23 Nisan Bayramı nasıl kondu, neden kaldırıldı?
Agorafobi
Bir nokta gözü kör eder
Ana-dolmuş jet
Uyku
"Cemaate rezil olmayalım"
Solduyu lazım!
Bir boş koltuk
Sırbistan dersleri
İpuçları
Terzi diplomasisi
"Gencim, milliyetçiyim, milletten şikayetçiyim"
Sigaraya veda
Cehennem gemileri
Dünyanın en güvensiz toplumu
Yenilen
Dünyanın yeni lideri kim olacak?
Kızılırmak, Kene, Kerhane
"Öndergate" dersleri
Bu yaz kriz var mı?
Fötr, tayt, türban.
70 model aşklar
Yeniden Araf'ta
Küçük Ortadoğu Projesi?
Hakan Yakın'ın golü
Hayattan ne öğrendim?
Yeni bir sözleşme lazım!
Tatlı bela: Google
Benim Halkım= Milli Takım
Heryerekon soruşturması
Zanlıların yakasındaki iki rozet
Ergenekon savcısının odasında 2,5 saat
Baba
Bizim Ergenekon
Terörist?
Ayrılığın eski tadı yok
Bühtan
Ergenekon, darbe ve ABD
Gökçek, ODTÜ'den elini çek!
Proje çocuklar
Güncel Temel fıkraları
Erdoğan balkona!
Biz unutmadık!
"Politika yapma!"
Ne kadar derin?
Terör dersi almamız lazım
İngiltere, Osmanlı modelini deniyor
İnsanın karanlık yanı
Anjiyo baharı
Ahmedinejad'a Abdülaziz çözümü
Derin toplum
Derin toplum
Tükenmeyiz eritmekle!
Mağdurlarla mağrurlar yer değiştirirken.
İki damat
Misafir odası
Tüy ve yetim
Karnı ağrıyan...
Hangi ucundan tutalım?
Yürek
Şairini kaybeden şehir
Rektörü kim seçecek?
Üniversiteye Amerikan sistemi mi?
Bugün Ali topu Agop'a atacak
Tam bağımsız medya
Mayın
Darbeyi okulda öğrenmek
Öfke
Başbakan'la işadamının otele ilave görüşmesi
Eski bir mektup
Deniz Feneri savcısı ve pornocu profesörler
Taylan
Deniz, dalga, düello.
Özgürlük mü, güvenlik mi?
Murat'a
İnsan hakları noktasında...
Devrim
Amerikan Şalvarı?
Şişşşşt!
34 lira
Çakma
Asıl hesaplaşma
İşte Harbiye öğrencisi Mustafa Kemal!
Zorunlu bir açıklama
Değişim umudu
Bu kimin işine yarar?
Dogmalarla savaşan bir lideri dogma haline sokmak
Güneydoğu'da inisiyatif kimde?
Turgut Özakman'la 4 saatlik Mustafa sohbeti
İliştirilmiş gazeteci aranıyor
Tek vicdan
Şişedeki cinler
Çarşaflıyı bırakın, asıl kocasının ne işi var CHP'de?
Alevi dersleri
Yoga da haram mıdır öğretmenim?
Erivan'dan 11 yıl önce gelen telefon
Mualla Selçuk'tan cesur bir adım daha
Ergenekon-luk
Anadolu'dan iyi haberler
Dil yarası
"Allahsızlar.!"
Korku kültürü nasıl yenilir?
'Tuncay Güney'in arkasındaki teşkilat ortaya çıkarılmadan Ergenekon çözülemez'
Affan dededen kalan...
Bayramdan kalan maniler
Sör Emmanuelle
Avrupa Konseyi, 6 milyon yeni seçmeni inceliyor
Devlet için mi?
Türkiye değişiyor
Atatürk'ün sigarası
Hoşgörüsüzlüğün tarihi
Kumpas
Mahallede baskı var!
Halkın avukatı
Suskun
Kriz ve Savaş
 
     
 
 
   
  Ergenekon savcısının odasında 2,5 saat      
 

Bu yazıyı yazmak için 6 ay bekledim.

“Soruşturmanın selameti” açısından…

Yargıya saygımdan…

Geçen süreçte, “çetenin kanıtı bombalar” imha edildi.

Kimlerin ne zaman gözaltına alınacağı Hükümet yanlısı gazetelerde önceden açıklandı.

Açıklanmamış iddianamenin belgeleri kitap halinde yayımlandı.

Ve iddialar, iddianameden önce gazetelerde çarşaf çarşaf yer aldı.

 

İkinci Öz

Ocak sonu bu köşede “İkinci Öz” başlıklı bir yazı yazmıştım.

“Ergenekon sorgulaması”nın başına Zekeriya Öz getirilince soyadlarının aynı olmasından yola çıkarak, 30 yıl önce benzer bir davayla Doğan Öz’ün uğraştığını hatırlatmıştım.

Şiddet eylemlerini kışkırtan bir örgütün devlet aygıtını kendi amacına uygun bir şekilde dönüştürmeye çalıştığını” söyleyen bu aydın savcı, Kontgerilla’yı keşfettikten 2 ay sonra öldürülmüştü.

30 yıl kaybeden Türkiye’nin önünde yeni bir şans vardı şimdi…

 

Soruşturmanın karargahında

Yazı yayınlandıktan 1 ay kadar sonra savcılığa davet edildim.

26 Şubat günü, Beşiktaş’taki Cumhuriyet savcılığına ifade vermeye gittim.

Üst kattaki odada iki masa vardı; masalardan birinde oturan nazik bir savcı, beni davet eden savcının o gün gelemediğini belirtti; “İfadenizi Zekeriya Bey alacak” dedi.

“Ergenekon Davası”nın ünlü savcısı Zekeriya Öz’le böylece tanıştım.

Önce ortamı tarif edeyim:

İnsan, “Cumhuriyet tarihinin en büyük davalarından biri” için kalabalık bir savcılar heyetinin koca bir salonda binlerce dosya arasında arı kovanı gibi çalıştığını hayal ediyor.

Değil.

Karşılıklı iki masanın ancak sığabileceği, çok küçük bir oda…

Böylesi bir soruşturma için üzeri fazlaca “temiz” masalar…

İstanbul’un en güzel manzaralarından birine baktığı halde örtülü duran pencereler…

Arada vurulan kapıda geçerken uğrayanlar ve sürekli cevap verilmek zorunda kalınan telefonlar…

İki kez hatırlatılmasına rağmen geciken çay servisi…

 

“Hedef?”

Tanıştığımızda Savcı Öz, oturduğu koltukta dosya okuyordu. Dosyanın içinde “İkinci Öz” yazım olduğunu fark ettim.

Memnuniyetsiz bir yüz ifadesiyle doğrudan lafa girdi:

“Beni hedef göstermişsiniz” dedi.

“Tersine” dedim; “…geçmişteki deneyimler ışığında ve bu davanın selameti açısından iyi korunmanız gerektiğini düşünüyorum. Bunun Türkiye için bir umut olabileceğini yazdım.”

Yazının niyeti konusunda aynı görüşte değildi.

Dışişleri Bakanı’nın “Bu davaya dikkat” demecinden sonra Ergenekon savcılığına atandığı yolundaki (daha sonra düzelttiğim) satırlarımı da iddiasına kanıt olarak gösteriyordu.

Ama ilginçtir; oraya bu konu için davet edilmediğimi söyledi.

Asıl davet gerekçesi, bugün soruşturduğu çetenin adını taşıyan bir kitaba 10 yıl önce imza atmış olmamdı. Celal Kazdağlı ile birlikte yaptığımız “Ergenekon” araştırmasıyla (İmge, 1997) ilgili bilgi almak istiyordu.

“Ne biliyorsak, hepsini kitapta yazdığımızı” söyledim. Orada yazılı olanları kısaca özetledim.       

 

Tespih ve bulgular

Laf açıldıkça, bir savcı ile bir avukatın da tanıklık ettiği bizim “ifade”, “derin” bir sohbete dönüştü.

Ben az konuştum; 2,5 saat süren bu sohbetin yaklaşık 2 saatinde Savcı Öz, Ergenekon soruşturmasının ayrıntılarını anlattı.

O gün için 125 klasörü bulmuş bu davanın en hummalı safhasında bana 2,5 saatini ayırabilmesine şaşarak ve gözümü 2,5 saat boyunca sürekli çektiği tespihinden ayıramayarak anlattıklarını dinledim.

Veli Küçük’ün gözaltına alınmasından Emniyet’in tavrına,

“AKP içine yerleştirilen casus”tan yabancı istihbarat örgütlerinin ajanı olarak fişlenen gazetecilere,

bayrak mitinglerinin ardındaki isimlerden Danıştay saldırısının tahkikatına,

Sabancı cinayetinden Dink suikastına,

örgütün TV kanalı açma ve kimyasal silah üretme projesinden, mafya içindeki bağlantılarına,

üs haline getirilmiş kiliseden, “iddianame açıklanınca kopacak kıyamet”e kadar uzandı sohbet…

Savcı Öz’ün anlattıkları sayesinde 6 ay sonra ancak bugün ortaya çıkacak bazı mahrem bilgilere, o gün sahip olma şansına kavuştum.

Bir gazeteci için ne büyük fırsat…

Ama orada gazeteci mi, zanlı mı olduğumun henüz ayırtına varamamıştım.

 

“Pardon, sizin kitap değildi”

Nitekim sohbetin bir yerinde “tanık”lıktan “zanlı”lığa doğru evrildiğimi hissettim. Savcı Öz, tutuklulardan birinin “O kitabı Can Dündar’a, Veli Küçük yazdırtmış” dediğini söyledi.

Hayret dolu bir gülümsemeyle “Neden yazdırtmış bana” diye sorabildim.

“Örgütü olduğundan küçük göstermek için…” dedi.

Vay canına!

“Amaç buysa nasıl oluyor da bu kitapta dönemin Başbakan’ın ‘kirli işler’ için kurduğu bir özel bürodan, örgütün ordu ve Emniyet içindeki bağlantılarından, İçişleri Bakanı’na uzanan kollarından, Cumhurbaşkanı’nı teslim alan derin ilişkiler ağından söz edilebiliyor” diye sordum.

“Biz de o iddiayı ciddiye almadık zaten” dedi, ama suçlama devam etti:

“Burada tutuklu bulunanlardan birkaçıyla da kitap için röportaj yapmışsınız.”

“Kimmiş onlar” dedim.

Hatırlayamadı.

Kitapta röportaj yaptığımız isimleri saydım;

“Yok, onlar değil” dedi.

Sonra “Belki Hulki Cevizoğlu’nun kitabıydı” diye düzeltti. Yanlış hatırlanan bir kitaptan dolayı suçlanmaktan kılpayı

kurtuldum böylece…

Herhalde yorgun olduğundandı.

Günlerdir dosya okumaktan bitap düşmüştü.

Koca soruşturmayı 3 savcı götürüyorlardı.

Başka bir hayatı kalmamıştı. Bu arada annesinin kalp rahatsızlığına çok üzülmüştü.

Ayrılırken kolaylıklar diledim.

 

Bitmedi

Beni uğurlarken:

“Bir de alt katta bir savcı arkadaşımız sizi görmek istiyor” dedi.

Alt kata indim.

Bir başka savcı bir başka dosya açtı.

Dosyada yine “İkinci Öz” yazısı vardı.

“Savcı Zekeriya Öz’ü hedef göstermekle suçlanıyorsunuz” dedi.

“Az önce kendisiyle görüştük” dedim.

“Biliyorum. O başka…” dedi.

Yeniden ifade verdim. Amacımın hedef göstermek olmadığını söyledim.

Bir ay sonra soruşturmadan aklandığımı öğrendim.

Savcılıktan çıkarkenki fikrim, girerkenki tahminimden bir hayli farklıydı.

 



 
  Gör. Say. : 2780 | Yayın Tarihi : 05.07.2008  
  | Son Güncelleme : 31.07.2010 - 00:32:54 | Şu an 77 kişi ile birliktesiniz | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları | webmaster |