Asker ve Demirel!
Haydi Gençler DGM'ye!
Kamera... Işık... "Linç Başlasın..."
Siyasal Kişilik Testi
Yazılar Ölmez!
Bir Tüketicinin Feryadı...
Bir Hot-Chocolate Lütfen...!
Gençler ve Dinozorlar Üzerine...
Milletvekili Olacak Vali...
Milli Formül: "Şerbet-Cola"
Mülkiye Cuntası
Özel Yaşam ve Medya
"Yabancı...!"
Yanlış Zaman, Yanlış İnsan
Bask Modeli
"Bay E" Ben Miyim?
Dikkat... Haber Öldürücü Bir Silahtar...
Güzin Abla'ya Mektuplar
Kızım Olmadan Asla!
Matruşka'nın Son Kuklası
Sevgiliye Mektuplar...
Soysalizmin Alfabesi
Tanrı Uludur.. Tanrı Uludur..
TV İnsanı Kurtarabilir mi?
Vay Ahlaksızlar!..
Ya Diana Türk Olsaydı?
2,5 Televizyonlu Bilgi Toplumu
Devlet Gencebay'la Barışıyor
Düne İnanmak..
Dünya Vatandaşıyım
Eyvah!.. Demokrasi Dersi...
Kurtlar Sofrası
Mazlum Di ile Çıplak Liani...
Miki-fareli Global Köyün Kavalcısı
Otoyolda Fahişelik
Sarı-Lacivert Pipili Çocuk
Teşekkürler Erbakan!
Bir Mankene Gönül Verdim... Toplum İstemedi...
X Kuşağı ve Yuvarlanan Taşlar
Apo'nun İmaj Sorunu
Ben Babamın Beşiğini Sallarken...
Ben Devletim! Yalan Söylerim
Bu Haber Kaça?
...ve Cesur ve Güzel ve Adil ve Demokratik...
Mr. Turkey
Üst Kurul, Müstehcenlik ve Michelangelo
Bilyeler ve bıçaklar
Devler ülkesindeki ada(m)
Abdülaziz'den, Çiller'e...(1)
Abdulaziz' den Çiller'e (2)
Aczmendiler, hard-rock sever mi?
Açıklamalar, yanıtlar, hakaretler..
Akıntıya kürek çekmek...
Aklım nereye gidiyor ellerim nereye.
Akrebin intiharı
Ah Tayyar Abi, neredesin?
Ankara'da Ekim Devrimi
Anneme Açık mektup...
Arap ile Zöhre
Atatürk yaşasaydı... (2)
Atatürk yaşasaydı...
Avrupa, Yeni Hayat, bıyık ve mankenler üzerine...
Ayasofya ve yapıların politiği
Ayrılık ölümdür...
Bacak bacak üstüne atabilmek...
Bahar ve ayrılık
Barbi bebek ve CHP
"Benim Üniversitelerim"
Bir bakan skandalı daha...
Bizi kışkırtmayın!
Bulutsuzluk özlemi
Burası Arjantin değil (mi?)
Çare; barıştır...
Çiller'in eli nasıl sıkılır?
Çok uzaklardan geliyoruz
Devlet ayrışıyor mu?
'Dış mihrak' mı dediniz?
'Elhamdülillah laikiz...'
Elveda daktilom
"Ey tertipçi ruh! Geldinse 3 kere vur"
Gazeteden arkadaşım Hillary Clinton
Güneydoğu sendromu
Güzel azgınlık
Hayat ve ben
Hayatı seviyorlardı
Helga, Türk erkeklerinden iğreniyor
Hoş geldin üçüncü MC!
İffet teyze n'olur düş artık yakamızdan
İhanet ve siyaset
İki şehrin hikayesi
İntihar danışma servisi
Kadın olmak, erkek olmak
Kadın ve Erkek
'Kahrolsun İnsan Hakları!..'
Kanlı mı olacak, kansız mı?
Kara kehanetler
Kelebekler Özgürdür!
İki diyar
Kimi seçmeli?
Maşizme karşı omuz omuza...
Misafir odasına çöp dökmek...
'Musiki inkılâbı iyi yolda'
Münire ile Ali, Aşkın ile Taşkın, İlyas ile Fatma
"No Passaran..!"
Nusret Demiral'ı TÜYAP'a bekliyoruz!
O öldü! Hepimizin gözü aydın!
Oğullar baba olunca...
Olmaz olmaz...
Ölülerimizi saymayın!
Otoyolda irtifa kaybı
Öldüren eğlence
Ölü Ozanlar Listesi
Önce arşivleri yakın!..
Pardon... Bay Pardon!..
Pavarotti'nin dışkısı, Avrupa'nın baskısı
PKK'nın ekmeğine yağ
Pul Biber ve Avrupa Birliği
Pusuda ağır kan kaybı
Ramazan davulu, şekersiz sakız ve Bülent Ersoy
Refah olayına Kemalist çözüm
"Referanduma hayır!"
Ruhumuzun köprüleri
Sahi... Kocatepe'yi kim batırmıştı?
Satılık şarkılar
Savaş'a dokunmayın!
Seçim
Sevişme..! Savaş!
Şiddet, özel yaşam ve medya
Siyaset Meydanı
Size hiç dışkınızı yedirdiler mi?
'Sizi basın adına idama mahkum ediyorum'
"Sosyalizm!... Asıl şimdi..."
"Süleyman, hep Başbakan"
Şef
Taka mı, transatlantik mi?
Tartışılan şeriattır...
Taş
Temiz politika lütfen!..
Türklere dokunabilirsiniz..!
"Türkü çalnacaaak... Çal..!"
TÜSİAD demokrasisi
"Uçurdum sizi..!"
Vah benim üniversiteme!
Ya Suudi Bakan da Çiller'e küfrederse..?
Yağmurdan önce...
Yalnızlığa alışmalı...
'Yeni bir haber program için eleman aranıyor'
Yılın adamı: Hakan Şükür
Yine günlerden 9 Eylül dü...
 
     
 
 
   
  Bir Tüketicinin Feryadı...      
 

Açık sularda maceralı bir yolculuktan sonra Ada'ya dönmekten çok mutluyum. Dönüşte posta kutumda bir tüketici mektubu buldum. Aynen yayınlıyorum.

* * *

"Sayın yetkili,
Herhalde yıllar yılı aldığı malın bozuk çıkmasından yakınan pek çok tüketiciden mektup almışsınızdır.
Ancak benim derdim biraz değişik...
Ben 90'ların başında kendi halinde bir seçmendim. Seçim dönemi yaklaşınca -son dönemde yapılan her seçimde olduğu gibi- yine reklam şirketleri kampanyaya elkoydular. Ben onların gözünde sıradan bir "tüketici" idim. Pazarladıkları liderleri de bir "ürün" gibi görüyor ve "Siyasetçi de bizim için herhangi bir maldan farksızdır. Aynı yöntemlerle pazarlanır" diyorlardı.
Uzatmayayım; o yıllar malumunuz değişim lafı pek modaydı. Duvarlar filan yıkılıyor, insanlar da "değişime ayak uydurabilenler" ve "uyduramayanlar" diye ikiye ayrılıyorlardı. Ben de yüzer-gezer oy sahibi bir seçmen olarak değişimden nasibini almış, yeni, güleryüzlü bir lider arayışındaydım.
Ortalıkta bu tanıma uyan lider yok gibiydi. Ama seçim yaklaştıkça pazarlanan liderlerden birinin benim aradığım özellikleri taşıdığı söylenir oldu. "O tam anlamıyla değişimin simgesiydi." Yenilenmişti. Özel fotoğrafçısına evini açıyor, eşiyle birlikte gülümseyerek resim çektiriyor, kısa kollu rengarenk tişörtlerle pozlar veriyordu.
Aslında eskiden tanıdığım bir lidere benzetiyordum ama, o, kravatsız banyoya bile gitmez, eşini hiç ortalığa çıkarmaz, köylü üslubuyla muhafazakar konuşurdu. Oysa "yeni lider" kentli gibi konuşuyor, konuşunca da sürekli olarak demokrasiden, insan haklarından, camdan yapılmış karakol duvarlarından sözediyordu. Galiba seçim sloganlarını üretenler O'nun 1968'de yollardan toplanıp içeri tıktırdığı gençlerdi. Ya O'nun değiştiğine gerçekten inanmışlar, ya da "müşteri her zaman haklıdır" mantığıyla o nasıl bir imaj istiyorsa, buna uygun bir elbise dikmişlerdi.
Kampanyanın sonunda içimden "evet" dedim. "İşte değişimi temsil eden lider bu..." Reklam şirketi beni inandırmıştı.
Oyumu, değişen lidere verdim.

* * *

Seçimi kazanmıştı.
Fakat heyhat!.. Aradan bir süre geçince bir de ne göreyim. Bana "yeni" diye pazarlanan liderin yaldızı dökülmeye başlamasın mı? Ne o renkli tişörtler kaldı ortada, ne eşiyle elele fotoğraflar, ne insan hakları, ne camdan karakol duvarları... Tersine, benim eskiden tanır gibi olduğum tutucu adam çıkıp gelmişti adeta...
Her aldatılan tüketici gibi ben de hemen telefona sarılıp ilgili partiyi aradım tabii ki... "Defolu çıkan ürünü değiştirmek istediğimi" söyledim. Telefona çıkan zat, "O şahsın partiyle ilgisinin kalmadığın ve kendisini seçimle değiştirmenin de artık mümkün olmadığını söyledi. "Nasıl olur, bana 'memnun kalmazsanız gelecek seçimde değiştirirsiniz' demişlerdi" diyecek oldum, telefon yüzüme kapandı.
Sinirlenip, oy verdiğim lidere telefon ettim.
Bağlamadılar. Şikayetimi anlatınca da "Bu tür çok şikayet alıyoruz. Ama değiştirmeniz mümkün değil. Çünkü dün dündü, bugün bugündür" dediler.
Kan beynime çıkmıştı. Hemen bana eski lideri yeni diye satan reklam şirketini aradım. "Bana o sloganları yazanları bağlayın" dedim. Meğer onlar tekrar içeri tıkılmışlar. Şirket yetkililerini sordum. Sekreter kız, "Onlar gelecek seçimde eski bir lideri yeni diye pazarlamak üzere renkli gömlek almaya gittiler" dedi.
Sayın yetkililer, şimdi lütfen söyleyin, ben derdimi kime anlatayım? Açıkça kandırıldım. Eski lideri yeni diye aldım. Değiştirsen değiştirmiyorlar, "Değiş" diyorsun, değişmiyor.
Şimdi buradan tüm tüketicileri uyarmak istiyorum. Bugünlerde yine eski modeller yeni diye piyasaya sürülüyor.
Aman kardeşler, bu kez oyuna gelmeyelim.
Son kullanma tarihine bakmadan, oy vermeyelim. Bir dost"



 
  Gör. Say. : 2305 | Yayın Tarihi : 18.05.1995  
  | Son Güncelleme : 09.09.2010 - 11:00:49 | Şu an 74 kişi ile birliktesiniz | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları | webmaster |