Gençlik, yeni bir hayatı göze alabilmektir
Rövanş günü
Dümeni sola kırdı
Dünya neden suskun?
Roman yazmak lazım
50 yıl önce o gün
Sandık
Manga: Bir başarı öyküsü
Önce babalar
PKK limana indi
Hangisi daha yakın: Gemideki İsrailli mi? ABD'deki Hocaefendi mi?
Sivillere saldıracaklar!
Apo uyardı:"Tasfiye sırası Erdoğan'da"
Kader
Doğunun başladığı yer
Maskeli çocuklar köyü
Peki Irak işgalini isteyen kimdi?
Hamas'ı hoşgörüp BDP'yi dövmek
Bir kupa hikayesi
Öğrenciye her gün pişti
"Taşeron... maşa... kukla..."
Dördüncü boyut
Goya'nın şairi öldü
Tatilin etkisi kaç gün sürer?
Kıskandım İspanya'yı...
"Sen dik dur, eğilen belasını bulur"
Barajlar Kralı Erdoğan
Üst dudakta politika
Germeyin!
"Evet, masumdu!"
"Herkes çıplak, herkes yalnız"
"Alen Delon'um benim"
Adalet bir gün herkese lazım olur
Asayiş olayı mı?
Şişman güzeldir!
YAŞ-günü
Kim kazandı?
Siyasi haymatlos
Çocukları rahat bırakın!
Org. Koşaner'i ne bekliyor?
"Evet"çiler önde mi?
Tuncay ve Balbay'a özgürlük!
İnisiyatif Öcalan'da...
Boy... Soy... Oy
"Sakin şehir"e balık çiftliği darbesi
Sığacık'a Danıştay "Dur" dedi
Siestaya övgü
Sessizlik de, iddialar kadar korkutucu
Hasan ağabeye...
Brezilya dizisi
Başbuğ'un aynası
Allianoi gömülmesin!
Tarkan'ın burnu
İzafiyet
Garabet
Fosseptik
Baharla hemhal...
Hakimlerin bilek güreşi
Daha ne kadar bekleyeceğiz?
Kaç yanlış slogan attık?
Anadolu nasıl eğleniyor?
Baykal çikolatayı ısırdı, içindeki hap ortaya çıktı
Canlı bombalar neden kadın?
Referandumu kim kazanır?
Önyargı reformu da lazım
Demet Akalın'ın ev ödevini yaptım
Tüm elçilerimizi çekecek miyiz?
Derin devletin kurtuluş bayramı
Tehcir gibi
İçimizdeki işkenceci
Başbakan'a bir film tavsiyesi
Başka türlü bir şey, benim istediğim
Niye biz ödüyoruz?
Türk kadını hiç tanımadığı erkeğe "Merhaba" der mi?
Dış ses, iç ses
Asıl polise açılım yemeği lazım
Meclis kulisinde bir gece yarısı
Siyasetçi ve kamera
Kusursuz erkeğin peşinde...
Bu film burada bitmez
Milli Şef, rakibinin aşk skandalının belgesi getirilince ne yapmıştı?
Gölge oyunu
Ecevitlerin kavgası Ergenekon'da
Locayı basanlar "Nerede o o...." diye bağırıyordu
Türk sağı Tan baskınında doğdu
Davutoğlu Oxford'dan hangi kitabı aldı?
Davutoğlu'nun bir yılı
28 yıl sonra Meclis'te...
Körlük
Mukaddes ve yaralı vatanın bağımsızlığı için vazifeye!
23,5 Nisan
Şemdin Sakık'a cezaevinde maket gemiyle suikast girişimi
Cinsel terör
Peki bu türküler kimin?
Taksim'de son 1 Mayıs
Tahran anlaşmasının sırrı
89 yıl önce bugün Berlin'de...
Hepimiz Ağca'yız!
1993'te kanlı bir darbe oldu
Çare yeniden Hamidiye Alayları
Bizimle oynamayın!
Gözler Güneş ve Kozakçıoğlu'nda
İngiliz gizli belgelerinde 12 Eylül
"Ağca ile Çaylan'ı içerde görüştürdüler"
"Ağca'yı kullananlar, onu imha etmeye kalkabilirler"
"Çerkez" Türkçe isim değil mi?
Meclis'e gidiyorlar!
Türkiye kendine yakışanı yaptı
Yılın adamı: RIZA
Erkeksen gel!
Hala cevap bekleyen soru: O not o cebe nasıl girdi?
Ama...
Ufuk'ta görünen...
Kırık Kucaklaşmalar
"Kürtlerle Türkler Siyam ikizleri gibi"
Polis adliyecilerin devri
Devletin ayıbı
Aslan, Kurt ve Tilki
"Yalvarıyorum bir araya gelin! Yoksa çok geç olacak!"
22 Şubat dersleri
Bir tuhaf dava
Yeni sütçü
Ya Bond çantaları değişirlerse?
Başbakan'ın köşe azarı
Mihriban'lı kutlama
Gerçek gündem, asıl tehdit
Berk, Balbay, Tarkan ve diğerleri...
Şiraze
Katiller ortaklığı
Kürtçe konuşan panzer
Ağca ile Rus ruleti
Vicdan müzesi
İbrahim Tatlıses'ten ricam...
Bal gibi politik
İtirafediyorum.com
Nükhet İpekçi Devlet Bahçeli'yle görüşmek istiyor
Kalp, penis ve klitoris...
Meclis'i aşan bir güç mü var?
Bir erkeği büyütmek için kaç kadın lazım?
 
     
 
 
   
  Başbakan'a bir film tavsiyesi      
 

Sanatçılar buluşması vesilesiyle Erdoğan’ın bir sinema sevdalısı olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.

Sinemacılarla buluşmasında ne güzel konuştu; ne kadar demokrat bir görünüm ortaya koydu.

Daha önce “Hep prompterlı Başbakan görmek istiyoruz” diye yazmıştım.

Haksız mıymışım?

Önünde yazılı metin olunca, prompter cihazından o metni değiştirmeden okuyunca ağzından bal damlıyor Erdoğan’ın…

Ama kafasını metinden kaldırınca, metin yazarının sözlerini boşverip, ağzına geleni söylemeye başlayınca başkalaşıyor. İçindeki Kasımpaşalı uyanıyor; asabileşiyor, yüzünü al basıyor, sesi yükseliyor, üslubu sertleşiyor.

Sonra da söylediklerini toparlamak, kırıp döktüklerini yapıştırmak için bir danışmanlar ordusunun çalışması gerekiyor.

 

* * *

       

Madem sinemayı bu kadar seviyor, hoşlanacağını sandığım bir film tavsiye edeceğim Sayın Başbakan’a:

“Doktor Jeykll ve Mr. Hyde…”

Türkçeye “İki Yüzlü Adam” diye çevrilmişti sanırım…

Robert Louis Stevenson’un ünlü romanı, insan doğasındaki kişilik farklılıklarını konu alır.

Filmde zaafları olan, mülayim bir doktorun “zaaflarımdan kurtulayım” derken nasıl “benliğindeki kötülük”ten şeytani bir kişilik yarattığı anlatılır.

Mr. Hyde, yaratıcısının “gizli kişilik”i, saldırgan yüzüdür aslında... Onun tüm kötü huylarını toplamıştır.

Dr. Jeykll, bu kişilik bölünmesi sayesinde kariyerinde tırmansa da zaaflarından ürettiği gölgesi bir türlü peşini bırakmaz. Habire başına dert açar. Ve sonunda hepten kontrolden çıkar.

Dr. Jeykll, artık istese de zaaflarını bastıramamakta, gündüz insan olsa da geceleri kurt olarak uyanmaktadır.

 

* * *

 

Başbakan’ın filmi izlemiş olması da mümkün.

Çünkü daha iki gün önce “Yarın gerekirse kaçak Ermeni işçilere ‘Hadi memleketinize’ deyip sınır dışı edeceğim” diye gürleyen bir kişiliğin ertesi gün Tomris Giritlioğlu’nun “Güz Sancısı” filmine övgüler düzmesinde, “Dr. Jeykll ile Mr. Hyde”ı çağrıştıran bir yan var.

Hayatımızı renklendiren bu çoklu kişilik, bir gün kaçak Ermenileri kovalarken, ertesi gün kovalanan Ermenilerle ilgili filme gözyaşı döküyor.

Bir bakıyorsunuz Hakkari’de “’Tek millet, tek devlet’ demeyen çekip gitsin” derken, hayatı boyunca buna karşı savaşmış Yılmaz Güney’in siyasilerce anlaşılmadığından dert yanıyor.

Mahkemelerde süründürdüğü karikatüristler sanatçı değilmiş gibi, “başkalarının diyemediklerini diyen”, yasaklara, baskılara direnen sanatçılara övgüler düzüyor.  

 

* * *

 

Çoklu kişiliklerin zihin dünyasında, kişilikler arasında sık geçişler olduğu söylenir.

Biz ise Başbakan’da artık takip etmekte zorlandığımız bir kıvraklığa tanık oluyoruz.

Muhakemesinde şeytanla meleğin yer değiştirme hızı, balkona çıkıp aşağı iniş süresine eşit neredeyse…

Çoğulculuk” istiyorduk; ne yazık ki, siyasette değil, kişilikte gelişti.

Ve idaredeki kişilik bölünmesi, ülkenin bölünmesinden daha tehlikeli bir hal aldı.

Hepimize kolay gelsin!

 



 
  Gör. Say. : 906 | Yayın Tarihi : 22.03.2010  
  | Son Güncelleme : 03.09.2010 - 16:54:21 | Şu an 100 kişi ile birliktesiniz | Hukuki Şartlar ve Gizlilik Hakları | webmaster |